Bursa’da yaşanan olay, aslında trafikte her gün karşı karşıya kaldığımız büyük bir sorunu yeniden gözler önüne serdi.
Polis “dur” diyor.
Sürücü durmuyor.
Aksine gaza basıyor.
Kilometrelerce kaçıyor, araçların arasından makas atarak ilerliyor, peşindeki ekiplerden kurtulmaya çalışıyor.
Üstelik bütün bunları yaptığı sırada alkollü olduğu tespit ediliyor.
Yaklaşık 40 kilometre boyunca süren kovalamacayı düşündüğümüzde insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Ya o araç bir aileye çarpsaydı?
Ya karşıdan karşıya geçen bir çocuğa?
Ya işinden evine dönmeye çalışan bir motosikletliye?
Ya direksiyon başında hiçbir şeyden haberi olmayan başka bir sürücüye?
O zaman bugün belki de “yakalandı” haberini değil, hayatını kaybeden insanların haberini konuşuyor olacaktık.
Trafikte makas atmak bazılarının gözünde hâlâ bir sürücülük becerisi gibi görülüyor.
Değil.
Kırmızı ışıkta geçmek cesaret değil.
Polisten kaçmak marifet değil.
Alkollü şekilde direksiyona geçmek ise yalnızca kişinin kendi hayatını değil, o anda aynı yolu kullanan herkesin hayatını tehlikeye atmak demek.
Olayın en dikkat çekici anlarından biri de sürücünün yakalandıktan sonra kelepçe takılmasına gösterdiği tepki:
“Biz de hain değiliz.”
Elbette mesele “hainlik” değil.
Mesele trafik güvenliği.
Mesele polisin “dur” ihtarına rağmen kilometrelerce kaçmak.
Mesele akan trafikte insanların hayatını riske atmak.
Mesele alkollüyken direksiyon başına geçmek.
Kimsenin bir başkasının yaşamını böyle bir riske atmaya hakkı yok.
Trafikte yapılan yanlışların bedeli bazen yalnızca para cezasıyla kalmıyor. Çünkü direksiyon başında verilen tek bir yanlış karar, birkaç saniye içerisinde geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabiliyor.
Bu olayda sürücü yakalandı.
Aracı otoparka çekildi.
Hakkında cezai işlem uygulandı ve jandarmaya teslim edildi.
Belki de olayın sevindirici denilebilecek tek tarafı, yaklaşık 40 kilometrelik tehlikeli kaçışın herhangi bir can kaybı yaşanmadan sona ermiş olması.
Ancak bunu yalnızca şans olarak görmek gerekiyor.
Çünkü yollar yarış pisti değil.
Diğer sürücüler figüran değil.
Polisin “dur” ihtarı da bir tavsiye değil.
Direksiyon başına oturan herkes, sadece kendi hayatının değil, yanından geçen onlarca insanın güvenliğinin de sorumluluğunu taşıyor.
İster alkollü olun ister ayık…
İster acele edin ister öfkeli olun…
Trafikte kuralların üzerinde değilsiniz.
Ve bazen insanın gerçekten “durması” gereken yer, polis aracının önünden çok daha önce başlıyor.