Bir çocuk düşünün…

Henüz 9 yaşında.

Okul üniforması alınacak, çantası hazırlanacak, defterleri kaplanacak. Belki ilk gün heyecandan erkenden uyanacak, arkadaşlarıyla yeniden buluşacak.

Ama Muhammed Emir Çalışan artık okula gidemeyecek.

Çünkü Adana’da, kendisiyle hiçbir ilgisi olmayan bir kavganın ortasında ateşlenen silahtan çıkan bir kurşun, otomobilin ön camını geçerek onun başına isabet etti.

Muhammed Emir sadece hastaneden evine dönüyordu.

Ne kavganın tarafıydı ne yüksek sesle çalınan müziğin ne de o gece yaşanan tartışmanın…

Ama yetişkinlerin öfkesi, bir çocuğun hayatını elinden aldı.

Babası Latif Çalışan'ın söylediği şu söz ise insanın boğazında düğümleniyor:

“Telefonumda okul malzemesinin listesi duruyor hâlâ. Okula başlayacaktı, şu anda mezarda yatıyor.”

Bir babanın telefonunda kalan alışveriş listesi…

Bir çocuğun alınamayan okul üniforması…

Yarım kalan bir çocukluk…

Geride kalan kocaman bir acı.

Üstelik bu olay bize yabancı değil. Türkiye'nin farklı şehirlerinden zaman zaman aynı haberleri okuyoruz: Düğünde havaya ateşlenen silah, sokakta çıkan tartışma, trafikte yaşanan öfke, iki kişi arasındaki kavga…

Sonuç ise bazen olayla hiçbir ilgisi olmayan insanların ölümü oluyor.

Biz bunlara “maganda kurşunu” diyoruz.

Fakat aslında mesele yalnızca bir kurşun değil.

Mesele, öfkelendiğinde elini silaha atan insanların varlığı.

Mesele, bir tartışmanın birkaç saniye içinde ölüm kalım meselesine dönüşebilmesi.

Mesele, tetiğe basan kişinin o merminin nereye gideceğini düşünmemesi.

Çünkü silahtan çıkan kurşunun adresi yok.

Kimin çocuğuna, kimin annesine, kimin kardeşine ulaşacağını bilmiyor.

Muhammed Emir'in ölümü bunun en acı örneklerinden biri oldu.

Polis ekipleri olayın ardından yaklaşık 150 saatlik kamera görüntüsünü incelemiş, şüphelileri yakalamış. İki kişi tutuklanmış, olayda kullanıldığı değerlendirilen silah ele geçirilmiş. Muhammed Emir'in ölümüne neden olan mermiyi kimin ateşlediğinin ise kriminal inceleme sonucunda ortaya çıkması bekleniyor.

Adalet elbette işleyecek.

Sorumlular hakkında yargı kararını verecek.

Fakat hangi ceza 9 yaşındaki Muhammed Emir'i geri getirebilir?

Hangi karar o babanın telefonundaki okul ihtiyaç listesini silebilir?

Hangi mahkeme kararı bir annenin boş kalan çocuk odasına yeniden ses getirebilir?

Getiremez.

İşte bu nedenle asıl yapılması gereken, başka Muhammed Emirlerin ölmesini engellemek.

Silah taşımanın, silah kullanmanın ve öfkeyle tetiğe basmanın sıradanlaştırılmadığı bir toplum oluşturmak zorundayız.

Çünkü bazen birkaç saniyelik öfkenin bedelini, hiçbir şeyden haberi olmayan bir çocuk ödüyor.

Muhammed Emir'in okul sırası boş kaldı.

Üniforması alınamadı.

Okul malzemeleri listesi ise babasının telefonunda kaldı.

Ve bir kez daha hepimize şu acı gerçek hatırlatıldı:

Bir silah ateşlendiğinde sadece bir kurşun çıkmıyor.

Bazen bir ailenin bütün geleceği de o namludan çıkıp gidiyor.