Türkiye'nin en büyük metropolü İstanbul'da sağanak yağış bir kez daha hayatı olumsuz etkiledi. Pendik ve Tuzla'da yollar göle döndü, araçlar sular içinde mahsur kaldı. Şimdi sormak gerekiyor: Milyarlarca liralık yatırımların konuşulduğu bu şehirde, vatandaş neden her kuvvetli yağmurda aynı korkuyu yaşamak zorunda?
İstanbul'a yağmur yağdı...
Ama öyle sıradan bir yağmur değil!
Pendik'te yollar su altında kaldı, Tuzla'da araçlar ilerleyemez hale geldi. Alt geçitler suyla doldu, sürücüler mahsur kaldı. Koca metropolün en önemli ulaşım noktalarından D-100 Karayolu'nun Tuzla-Pendik yönünde trafik durdu.
Takvimler 2026 yılını gösteriyor.
Teknoloji gelişiyor, şehirler büyüyor, devasa projeler hayata geçiriliyor.
Ama İstanbul'da hâlâ yağmur yağınca yolların göle dönüşmesini konuşuyoruz!
Peki, bu manzara İstanbul'a yakışıyor mu?
Her sağanağın ardından benzer görüntüler ortaya çıkıyor.
Suyun içinde kalan otomobiller, kapanan yollar, işine yetişemeyen vatandaşlar, ne yapacağını bilemeyen sürücüler...
Ardından bildiğimiz açıklamalar geliyor.
"Ekiplerimiz sahada."
"Su tahliye çalışmaları devam ediyor."
"Olumsuzluklara müdahale ediliyor."
Peki, güzel de kardeşim!
Bu şehir neden her defasında yağmurla mücadele etmek zorunda kalıyor?
Elbette aşırı yağışların oluşturduğu riskleri görmezden gelemeyiz. İklim değişikliğiyle birlikte kısa sürede yoğun yağışların yaşanması, şehirlerin mevcut altyapı sistemlerini zorlayabiliyor.
Ancak asıl mesele tam da burada başlıyor.
Bir şehir yalnızca güneşli havalara göre mi planlanır?
Alt geçitler, yollar, yağmur suyu kanalları ve drenaj sistemleri böyle günler için yapılmıyor mu?
BELEDİYELERE SORUYORUM: BU SULAR NEDEN TAHLİYE EDİLEMİYOR?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere Pendik ve Tuzla'daki ilgili kurumların kamuoyuna açıklama yapması gerekiyor.
Hangi noktalarda altyapı yetersiz kaldı?
Yağmur suyu hatlarının kapasitesi yeterli miydi?
Mazgalların ve drenaj sistemlerinin bakımları zamanında yapıldı mı?
Su baskını yaşanan bölgelerde daha önce benzer sorunlar tespit edilmiş miydi?
Edildiyse hangi önlemler alındı?
Bunlar siyasi tartışmaların değil, vatandaşın can ve mal güvenliğinin sorularıdır.
Çünkü vatandaş için suyun hangi kurumun sorumluluk alanından geldiğinin bir önemi yok.
Vatandaş evine sağ salim ulaşmak istiyor.
İşine giderken aracının sular altında kalmamasını istiyor.
Alt geçitten geçerken ölüm korkusu yaşamak istemiyor.
Hepsi bu kadar!
YAĞMUR AFET OLABİLİR, AMA TEDBİR ALMAK SORUMLULUKTUR!
Şunu artık kabul etmeliyiz:
Betonlaşma arttıkça, toprağın suyu emebileceği alanlar azaldıkça ve altyapı kentleşmenin gerisinde kaldıkça su baskını riski büyüyor.
Bugün Pendik'te, Tuzla'da yaşanan görüntülerin yarın başka bir ilçede yaşanmayacağının garantisi yok.
Bu nedenle çözüm yalnızca yağmur sonrası vidanjör göndermek, mazgal açmak ya da biriken suyu tahliye etmek olamaz.
Kalıcı çözümler gerekiyor.
Riskli alt geçitlerin yeniden değerlendirilmesi, yağmur suyu altyapısının güçlendirilmesi, dere yataklarının korunması ve şehir planlamasında aşırı hava olaylarının dikkate alınması gerekiyor.
Üstelik bunların yapılması için bir başka felaketin yaşanmasını beklememeliyiz.
İSTANBUL'UN SORUNU SADECE YAĞMUR DEĞİL!
İstanbul, milyonlarca insanın yaşadığı devasa bir şehir.
Bu şehirde vatandaş vergi ödüyor, fatura ödüyor, ulaşım bedeli ödüyor.
Karşılığında güvenli yollar, sağlam altyapı ve sorunsuz bir ulaşım beklemek de en doğal hakkı.
Hiç kimse her sağanakta aracının içinde mahsur kalma korkusuyla yaşamak zorunda değil.
Hiç kimse yağmur yağdığı için evine ulaşamamayı normal karşılamak zorunda değil.
Ve hiçbir yetkili, tekrar eden su baskınlarını yalnızca yağışın şiddetiyle açıklayıp sorumluluk tartışmasını kapatmamalı.
Burada önemli olan suçlu ilan etmek değil, sorunların nedenlerini ortaya çıkarmak ve çözüm üretmektir.
SON SÖZÜM YETKİLİLERE!
İstanbul'da yağmur yağması olağan bir doğa olayıdır.
Ama yağmurun ardından yolların göle dönüşmesi, araçların mahsur kalması ve hayatın durma noktasına gelmesi olağan kabul edilmemelidir.
Bugün Pendik ve Tuzla'da yaşananları yalnızca birkaç saatlik trafik sorunu olarak görürsek yarın aynı görüntüleri yeniden izleriz.
Artık vatandaş açıklama değil, kalıcı çözüm görmek istiyor.
Çünkü bu şehirde yaşayan milyonlarca insanın güvenliği, kurumlar arasındaki yetki tartışmalarından çok daha önemlidir.
Ve unutmayın!
Yağmurun ne zaman yağacağını belirleyemeyiz. Ama yağdığında şehrin ne kadar hazırlıklı olacağını belirlemek bizim elimizde!
İstanbul'a yağmur yağması haber olmamalı; yağmur yağınca yolların göle dönüşmesi ise mutlaka sorgulanmalı!