Kayseri’de yaşanan bir trafik olayı, hem düşündürdü hem de insanlara “Bu kadarına da pes!” dedirtti. Henüz 17 yaşındaki bir sürücü, polisin “dur” ihtarına uymayarak kaçtı. Uzun süren kovalamacanın ardından yakalanan genç, kendisine kesilen 335 bin liralık cezayı öğrenince “Dershane param gitti” diyerek sinir krizi geçirdi.

Peki, ya o kovalamaca sırasında bir can gitseydi? Ya masum bir insanın hayatı, bir anlık sorumsuzluk yüzünden kararsaydı? İşte asıl üzerinde durmamız gereken mesele bu.

Henüz 17 yaşında olan bir gencin, polis ekiplerinin uyarısına rağmen kaçmayı tercih etmesi son derece düşündürücü. Üstelik kullandığı araca uygun sürücü belgesinin de bulunmadığı belirtiliyor. Trafiğe çıkmak yalnızca direksiyon çevirmekten ibaret değildir. Kurallara uymak, sorumluluk almak ve başkalarının yaşam hakkına saygı göstermek gerekir.

Cezanın miktarını duyunca “Dershane param gitti” diye üzülmek anlaşılabilir. Ancak keşke aynı genç, direksiyon başına geçerken de yapacağı hatanın sonuçlarını düşünebilseydi. Çünkü para yeniden kazanılır, dershane parası bir şekilde bulunur ama kaybedilen bir canın telafisi yoktur.

Burada ailelere de büyük sorumluluk düşüyor. Çocuklarımıza yalnızca iyi bir eğitim almayı, sınav kazanmayı, başarılı olmayı öğretmek yetmez. Onlara kurallara uymayı, sorumluluk sahibi olmayı ve başkalarının hayatına saygı duymayı da öğretmeliyiz.

Bu olayın en sevindirici yanı, kovalamacanın herhangi bir can kaybı yaşanmadan sona ermiş olması. Ancak her trafik ihlalinin sonu bu kadar şanslı bitmeyebilir.

Unutmayalım, trafik kuralları ceza yazılsın diye değil, hayatlar korunsun diye vardır. Bugün “Dershane param gitti” diye ağlayan bir genç, yarın “Keşke o direksiyonun başına geçmeseydim” demek zorunda kalmamalı. Çünkü hiçbir pişmanlık, kaybedilen bir hayatı geri getiremez.