Bir çocuk düşünün… Henüz 5 yaşında. Annesini özlemiş, korkmuş, belki de kendini yalnız hissetmiş. Tek istediği annesinin aranması. Ama karşılığında duyduğu söz, “Kapa çeneni!” İşte Balıkesir’in Gömeç ilçesindeki özel bir anaokulunda yaşananlar, hepimizin vicdanını sorgulaması gereken bir tabloyu gözler önüne serdi.

Görüntülere yansıyan olayda, annesini isteyen küçücük bir çocuğa fiziksel şiddet uygulanması kabul edilemez. Üstelik öğretmenin “Gerçekten bıktım artık” sözleri de en az yaşanan şiddet kadar düşündürücü. Soruyorum, bir çocuğun ağlamasından bıkan bir insanın anaokulunda ne işi var? Çocukların korkularını, özlemlerini, gözyaşlarını anlayamayan biri onlara nasıl eğitim verebilir?

Unutmayalım ki anaokulları yalnızca harflerin, sayıların, renklerin öğrenildiği yerler değildir. Çocukların güven duygusunu kazandığı, sevgiyle büyüdüğü, kendini ifade etmeyi öğrendiği ilk sosyal ortamlardır. Bir çocuk okulda kendini güvende hissetmiyorsa, orada verilen eğitimin ne anlamı kalır?

Anne babalar çocuklarını okula gönderirken onları güvenilir ellere teslim ettiklerini düşünür. Hiçbir anne, hiçbir baba çocuğunun ağladığı için susturulacağını, korkutulacağını ya da şiddete uğrayacağını hayal bile etmek istemez.

Bu olayın üzeri örtülmemeli. Görüntüler titizlikle incelenmeli, sorumlular hakkında gerekli işlemler yapılmalı ve benzer olayların yaşanmaması için denetimler artırılmalı. Çünkü mesele yalnızca bir öğretmenin davranışı değil, çocuklarımızın nasıl bir eğitim ortamında büyüdüğüdür.

Ve son olarak şunu söylemek istiyorum: Bir çocuğun “Annemi ara” diye ağlaması şımarıklık değil, yardım çağrısıdır. O çağrıya verilecek cevap öfke değil, şefkat olmalıdır. Çünkü bir çocuğun gözyaşını dindiremeyen ellerin, o çocuğa şiddet uygulamaya hiç hakkı yoktur!