Bir okul kantininde gıda ürünleriyle deterjanların aynı dolapta tutulması başlı başına düşündürücü. Ancak asıl düşündürücü olan, bu duruma gösterilen gerekçe: “Abi vallahi yerimiz dar!” Peki, yer darlığı çocuklarımızın sağlığını riske atmanın bahanesi olabilir mi?
Hatay’ın Arsuz ilçesinde gerçekleştirilen okul kantini denetimlerinde yaşanan bir diyalog, aslında toplum olarak üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken bir sorunu gözler önüne serdi.
Zabıta ekipleri, okul kantinlerini denetlerken gıda ürünleriyle deterjanların aynı dolapta muhafaza edildiğini fark ediyor. Görevli personel duruma müdahale edip kantinciyi uyarıyor. Kantincinin verdiği cevap ise hem şaşırtıyor hem de düşündürüyor:
“Abi vallahi yerimiz dar!”
İşte bütün mesele bu cümlede gizli!
Yerimiz dar...
Peki, sorumluluğumuz da mı dar?
Vicdanımız da mı dar?
Çocuklarımızın sağlığına verdiğimiz önem de mi dar?
Bir okul kantini, sıradan bir ticarethane değildir. Orası, sabah evinden çıkan ve ailesinin güvenle okula gönderdiği çocukların beslenme ihtiyaçlarını karşıladığı bir yerdir.
Anne babalar, çocuklarına harçlık verirken aldıkları yiyeceklerin hangi koşullarda saklandığını, hangi dolaplarda muhafaza edildiğini tek tek kontrol edemez.
Çünkü güvenirler.
Okula güvenirler, kantinciye güvenirler, denetim mekanizmasına güvenirler.
Peki, bu güvenin karşılığı “Yerimiz dar” mı olmalı?
Elbette küçük işletmelerin yaşadığı ekonomik sıkıntıları, fiziki alan yetersizliklerini görmezden gelemeyiz. Ancak konu çocukların sağlığı olduğunda hiçbir mazeret, gerekli hijyen kurallarının önüne geçemez.
Deterjanla gıdanın aynı dolapta bulunması yalnızca bir düzen sorunu değildir. Uygun olmayan saklama koşulları, gıdaların kimyasal maddelerle temas etmesi veya kirlenmesi gibi ciddi riskleri beraberinde getirebilir.
Üstelik burada söz konusu olan yetişkinler değil, çocuklar!
Henüz büyüme ve gelişme çağında olan, sağlıklı beslenmeye ihtiyaç duyan çocuklar...
Bir çocuğun sağlığı, birkaç raflık yerden daha mı değersiz?
Asıl sormamız gereken soru da bu.
Arsuz Belediyesi zabıta ekiplerinin gerçekleştirdiği denetim elbette önemli. Ancak denetimlerin yalnızca belirli dönemlerde değil, düzenli ve etkili biçimde sürdürülmesi gerekiyor.
Çünkü mesele yalnızca bir kantincinin verdiği cevap değil.
Mesele, bu tür ihmallerin ne kadar yaygın olabileceği ve kaçının denetimler sırasında ortaya çıkarılabildiği.
Bir kantinde gıdayla deterjan aynı dolaba konuluyorsa başka hangi kurallar ihmal ediliyor olabilir?
Bu soruların sorulması ve cevaplarının aranması gerekiyor.
Buradan okul yönetimlerine, kantin işletmecilerine ve denetimden sorumlu kurumlara açık bir çağrım var:
Çocukların sağlığını şansa bırakmayın!
Kantin küçük olabilir, raflar yetersiz olabilir, ekonomik şartlar ağır olabilir. Ancak gıda güvenliği söz konusu olduğunda çözüm üretmek zorundayız.
Gerekirse raf düzeni değişecek, gerekirse depolama alanı yeniden planlanacak. Ama çocukların tükettiği gıdalar, temizlik kimyasallarıyla yan yana tutulmayacak.
Çünkü hiçbir anne baba, çocuğunu okula gönderirken onun sağlığının bir işletmenin alan yetersizliğine kurban edilmesini kabul etmez.
Ve unutmayalım...
Bugün “Yerimiz dar” diyerek geçiştirilen bir ihmal, yarın çok daha ciddi sonuçlara yol açabilir.
Okul kantinlerinde yer dar olabilir ama çocukların sağlığı söz konusu olduğunda sorumluluğa ayrılan alan asla dar olamaz!