Bolu'da iki köpeğin birbirine saldırmasıyla başlayan olay, sahiplerinin tekme tokat birbirine girdiği bir kavgaya dönüştü. Sokak ortasında yaşanan bu görüntüler, akıllara aynı soruyu getirdi: Hayvanlarına sevgi göstermeyi bilen insanlar, birbirlerine saygı göstermeyi neden başaramıyor?
Bolu'nun İzzet Baysal Caddesi'nde yaşanan olayın detaylarını okuduğumda aklıma ilk gelen şey şu oldu: Köpekler içgüdüleriyle hareket ediyor, peki ya insanlar?
Bir tarafta Samoyed cinsi köpeğini gezdiren bir vatandaş, diğer tarafta Golden Retriever cinsi köpekleriyle yürüyüş yapan başka bir vatandaş…
Her şey iki tarafın köpeklerinin birbirine saldırmasıyla başlıyor. Aslında hayvan sahiplerinin yapması gereken son derece açık. Köpeklerini kontrol altına almak, birbirlerinden uzaklaştırmak ve olası bir yaralanmanın önüne geçmek.
Ama ne yazık ki yaşananlar bunun tam tersi.
İki hayvan arasındaki gerginlik kısa sürede sahiplerine sıçrıyor. Önce tartışma, ardından yumruklar, tekmeler ve yerde devam eden bir kavga…
Öyle ki taraflar birbirlerini yere düşürüyor, çevredeki vatandaşlar kavgayı ayırmak için araya giriyor. Olayın ardından taraflardan birinin bir süre yerde kaldığı görülüyor.
İnsan ister istemez soruyor: Köpekleri ayırması gereken insanlar, neden birbirlerinden ayrılmak zorunda kaldı?
Hayvan Sevgisi Sadece Sevmekle Olmuyor!
Bugün pek çok insan evinde hayvan besliyor. Onlarla aynı evi paylaşıyor, onları ailesinin bir parçası olarak görüyor.
Elbette bu çok kıymetli.
Ancak hayvan sahibi olmak yalnızca mama vermek, gezdirmek ve sevmek değildir.
Aynı zamanda sorumluluk almaktır.
Kendi hayvanınızın güvenliğini sağlamak kadar başka hayvanların ve insanların güvenliğini düşünmek de bu sorumluluğun bir parçasıdır.
Bir köpeğin başka bir köpeğe tepki vermesi mümkün. Böyle durumlarda önemli olan, hayvan sahiplerinin nasıl davrandığıdır.
Panik yapmak, bağırmak, karşı tarafı suçlamak ya da kavga etmek sorunu çözmez.
Tam tersine, zaten gergin olan hayvanların daha fazla strese girmesine neden olabilir.
Hayvanını gerçekten seven insan, önce onun güvenliğini düşünür. Kendi öfkesini değil!
Peki, Biz Neden Bu Kadar Tahammülsüz Olduk?
Beni asıl düşündüren mesele yalnızca Bolu'da yaşanan bu kavga değil.
Artık neredeyse her gün benzer olaylarla karşılaşıyoruz.
Trafikte yol verme tartışması çıkıyor, insanlar birbirine saldırıyor.
Bir kafede sıra yüzünden kavga yaşanıyor.
Sokakta yanlış anlaşılmış bir söz, dakikalar içinde fiziksel şiddete dönüşüyor.
Şimdi de iki köpeğin karşılaşması, sahiplerinin yumruk yumruğa kavga etmesine neden oluyor.
Peki, ne oldu bize?
Ne zaman konuşarak anlaşmak yerine bağırmayı, sakinleşmek yerine saldırmayı tercih eder hale geldik?
Herkes haklı olmak istiyor.
Herkes son sözü söylemek istiyor.
Herkes karşısındakine üstün gelmeye çalışıyor.
Ama kimse bir an olsun durup "Bu kavga gerçekten gerekli mi?" diye düşünmüyor.
Oysa bazen haklı olduğumuzu düşünsek bile geri çekilmek gerekir.
Çünkü geri çekilmek korkaklık değildir.
Asıl güç, öfkelendiğinde bile kendini kontrol edebilmektir.
Köpekler İçgüdüleriyle, İnsanlar Aklıyla Hareket Etmeli!
Hayvanların davranışlarını değerlendirirken onların içgüdülerini de hesaba katmak zorundayız.
Korkabilirler, tehdit algılayabilirler, başka bir hayvana tepki gösterebilirler.
Ancak insanı farklı kılan şey, davranışlarının sonuçlarını düşünebilmesidir.
Bizler konuşabiliriz, anlaşabiliriz, özür dileyebiliriz ve gerektiğinde bir tartışmayı büyümeden bitirebiliriz.
Peki, bütün bu yeteneklerimiz varken neden en basit anlaşmazlıklarda bile şiddete başvurabiliyoruz?
Bolu'daki olayda da cevaplanması gereken asıl soru bu.
İki köpeğin arasındaki gerginliği sona erdirmek mümkünken, insanların birbirlerine tekme ve yumruk atması nasıl bir çözüm olabilir?
Üstelik bu kavga yalnızca tarafları ilgilendirmiyor.
Çevredeki vatandaşlar da olaya müdahale etmek zorunda kalıyor. Sokakta yürüyen insanlar, hiç ilgileri olmayan bir şiddet olayının ortasında kalabiliyor.
Bir anlık öfke, yalnızca kavga edenleri değil, çevresindeki herkesi tehlikeye atabilir.
Hayvanlara Gösterdiğimiz Sevgiyi İnsanlardan Esirgemeyelim!
Bu olaydan çıkarılması gereken önemli bir ders olduğunu düşünüyorum.
Bir hayvanı sevmek güzel bir duygu. Ancak sevginin yanında sabır, anlayış ve sorumluluk da olmalı.
Karşımızdaki insanla aynı fikirde olmayabiliriz.
Onun davranışını yanlış bulabiliriz.
Hatta yaşanan bir olayda kendimizi tamamen haklı da görebiliriz.
Ama bunların hiçbiri fiziksel şiddeti haklı çıkarmaz.
Birbirimize karşı biraz daha anlayışlı olmak bu kadar mı zor?
Bir tartışmayı büyütmeden bitirmek, gerektiğinde özür dilemek ya da yalnızca uzaklaşmak neden bu kadar güç geliyor?
Unutmayalım, sokaklar hepimizin.
O sokaklarda çocuklar, yaşlılar, hayvanlar ve günlük hayatını sürdüren insanlar var.
Hiç kimsenin öfkesi, başkalarının huzurundan ve güvenliğinden daha değerli değil.
Son olarak şunu sormak istiyorum:
İki köpeğin kavgasını ayırmak için orada bulunan insanların, dönüp iki yetişkin insanı ayırmak zorunda kalması sizce de düşündürücü değil mi?
Belki de artık hayvanlarımızı nasıl eğiteceğimizi konuştuğumuz kadar, kendi öfkemizi nasıl kontrol edeceğimizi de konuşmalıyız.
Çünkü hayvanlardan her zaman sakin davranmalarını bekleyemeyiz. Ama insanlardan aklıselim, vicdan ve sorumluluk beklemek en doğal hakkımız.