Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden Kapadokya'da yaşanan acı olay, hepimizin yüreğini burktu. Nevşehir'in Göreme beldesinde bir peribacasından kopan kaya parçalarının altında kalan 3 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi yaralandı. Peki, dünyanın dört bir yanından turistlerin geldiği böylesine önemli bir bölgede benzer faciaların yaşanmaması için yeterli önlemler alınıyor mu?

Bir Gezi, Üç Yarım Kalan Hayat…

Kim bilir, belki de hayatlarının en güzel günlerinden birini geçirmek için gitmişlerdi Kapadokya'ya…

Eşsiz manzaraları görmek, peribacalarının arasında yürümek, fotoğraflar çekmek ve geriye güzel anılar bırakmak istemişlerdi.

Ancak 29 Ekim'de Nevşehir'in Göreme beldesinden gelen haber, hepimizi derinden sarstı.

Göreme Açık Hava Müzesi yakınlarında, etkili olan sağanak yağışın ardından bir peribacasından kopan kaya parçaları insanların üzerine düştü. Üç kişi yaşamını yitirdi, beş kişi yaralandı.

Hayatını kaybedenlerin 31 yaşındaki Fatih Eray Tuna, eşi 31 yaşındaki Begüm Çetinkaya Tuna ve 37 yaşındaki Fransız turist Cynthia Francine Marie Madeleine Houpert olduğu açıklandı.

Üç insan…

Üç ayrı hayat…

Ve geride kalan, hiçbir zaman dinmeyecek bir özlem…

Doğal Afet Deyip Geçebilir miyiz?

Elbette doğanın gücü karşısında insan bazen çaresiz kalabiliyor.

Yağmur yağıyor, toprak kayıyor, kayalar parçalanıyor. Bunlar doğanın bir gerçeği.

Ancak yaşanan her felaketin ardından sormamız gereken önemli bir soru var:

Bu acı önlenebilir miydi?

Kapadokya, her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırlayan, doğal yapısıyla dünyanın dikkatini çeken bir bölge.

Peki, ziyaretçilerin yoğun olarak bulunduğu alanlardaki kaya oluşumları ne sıklıkla kontrol ediliyor?

Risk taşıyan bölgeler önceden belirleniyor mu?

Şiddetli yağışların ardından tehlikeli alanlara giriş konusunda yeterli önlem alınıyor mu?

Bunlar suçlu aramak için değil, başka insanların aynı acıyı yaşamaması için sorulması gereken sorular.

Olayla ilgili adli soruşturma başlatılmış durumda. Dolayısıyla herhangi bir ihmalin bulunup bulunmadığı, ancak yapılacak incelemeler sonucunda netlik kazanabilir.

Bir Fotoğraf Uğruna Hayatlar Tehlikeye Girmemeli

Kapadokya denildiğinde aklımıza masalsı manzaralar, balonlar ve peribacaları geliyor.

Sosyal medyada gördüğümüz fotoğraflar, o güzellikleri yerinde görme isteğimizi artırıyor.

Ancak unutulmamalı ki o eşsiz doğal oluşumlar aynı zamanda zamanla aşınan, değişen ve bazı koşullarda tehlike oluşturabilen kaya yapıları.

Bir turistik bölgenin güzelliği kadar güvenliği de önemli.

İnsanlar bir yeri gezerken sürekli tehlike yaşayabileceklerini düşünmek zorunda kalmamalı.

Bu nedenle riskli alanların bilimsel yöntemlerle takip edilmesi, gerekli noktalarda uyarıların yapılması ve ziyaretçi güvenliğinin ön planda tutulması büyük önem taşıyor.

Geriye Sadece Keşkeler Kalmasın

Bugün Kapadokya'da üç insanın hayatını kaybetmesini konuşuyoruz.

Yarın başka bir şehirde, başka bir doğal güzellikte benzer bir acının yaşanmayacağının garantisi var mı?

İşte asıl mesele burada.

Bir felaket yaşandığında üzülmek, başsağlığı dilemek ve birkaç gün konuşmak yeterli değil.

Önemli olan, yaşananlardan ders çıkarabilmek.

Çünkü kaybedilen hayatları geri getiremeyiz ama alınacak önlemlerle başka hayatların kaybedilmesini engelleyebiliriz.

Kapadokya'da yıkılan yalnızca bir peribacasından kopan kayalar değildi. Üç insanın geleceğe dair hayalleri de o kayaların altında kaldı.

Dileğimiz, bu acının yalnızca bir haber olarak kalmaması; gerekli incelemelerin yapılması ve benzer olayların önüne geçecek adımların atılması.

Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, ailelerine sabır, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Çünkü hiçbir manzara, hiçbir turistik değer, bir insanın hayatından daha kıymetli değil.