Bu Artık Kaza Değil, Vicdan Meselesi
Nail Tikit
Mersin’de yaşanan olayın görüntülerini izleyen herkes aynı soruyu sordu: Bir insan, yerde yaralı hâlde yatan çocukların ve anne babalarının üzerinden nasıl geçebilir?
Toroslar ilçesinde otomobil ile motosikletin çarpışması ilk anda bir trafik kazası olarak değerlendirilebilirdi. Direksiyon başında yapılan ani bir manevra, dikkatsizlik ya da kontrol kaybı… Bunların hepsi trafikte ne yazık ki yaşanabiliyor. Ancak kazadan sonra yaşananlar, olayı sıradan bir trafik kazası olmaktan çıkardı.
İddiaya göre otomobil sürücüsü, çarpışmanın ardından aracından indi. Kaputun üzerine düşen küçük çocuğu alarak yere bıraktı. Yani karşısında çocukların, bir annenin ve bir babanın yaralı şekilde yerde yattığını gördü. Buna rağmen yeniden aracına bindi, yaralıların üzerinden geçerek olay yerinden kaçtı.
İşte tam bu noktada kelimeler yetersiz kalıyor.
Çünkü burada artık dikkatsizlikten, panikten ya da bir anlık hatadan söz etmek kolay değil. Yerde insanların bulunduğunu gördükten sonra aracı yeniden hareket ettirmek, vicdanla açıklanabilecek bir davranış değildir.
Aynı aileden ikisi çocuk dört kişinin yaşadığı korku, hastaneden taburcu edilmeleriyle sona ermedi. Yaralar zamanla kapanabilir, kırıklar iyileşebilir, alçılar çıkarılabilir. Ancak bir otomobilin üzerlerine doğru geldiğini gören çocukların zihnindeki korkunun ne zaman geçeceğini kimse bilmiyor.
Baba Adem Aksaç’ın söylediği sözler olayın ağırlığını açıkça ortaya koyuyor: “İlk çarpmanın ardından dursaydı bunu kaza olarak değerlendirirdik.”
Gerçekten de toplumun vicdanında kazayla kasıt arasındaki çizgi tam olarak burada başlıyor. Bir insana istemeden çarpmak başka, yerde yatan insanları görüp onların üzerinden geçmek başkadır. Kaza sonrasında durmak, yardım çağırmak ve yaralıların başında beklemek insanlık görevidir. Kaçmak ise zaten başlı başına kabul edilemezken yaralıların üzerinden geçerek uzaklaşmak çok daha ağır bir tablodur.
Olayın ardından yakalanan sürücünün “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan tutuklanması, soruşturmanın ciddiyetini gösteriyor. Ancak bundan sonraki süreçte kamuoyunun beklentisi yalnızca bir kişinin cezalandırılması değildir. İnsan hayatını hiçe sayan davranışların karşılıksız kalmayacağının güçlü bir şekilde gösterilmesi gerekir.
Trafikte her gün öfke, dikkatsizlik ve sorumsuzluk nedeniyle birçok insan hayatını kaybediyor. Sürücüler bazen birkaç saniye kazanmak, yol vermemek ya da üstünlük kurmak uğruna başkalarının yaşamını tehlikeye atıyor. Direksiyon başına geçen herkesin elinde yalnızca bir ulaşım aracı değil, yanlış kullanıldığında ölümcül bir gücün bulunduğunu anlaması gerekiyor.
Bu olayda sevindirici olan tek gelişme, aile üyelerinin tedavilerinin ardından taburcu edilmesi oldu. Fakat hastaneden çıkmaları, yaşananların bittiği anlamına gelmiyor. İki çocuğun korkusu, anne ve babanın yaşadığı travma uzun süre devam edecek.
Adalet yalnızca geçmişte yaşanan bir olayın hesabını sormak için değil, gelecekte benzer olayların yaşanmasını engellemek için de gereklidir.
Mersin’de yaşananlar bize bir kez daha gösterdi ki bazen bir olay “kaza” olarak başlar, ancak sonrasında yapılan bilinçli tercihler onu çok daha ağır bir suça dönüştürür.
Çünkü kaza istemeden olur.
Yerde yatan insanların üzerinden geçmek ise bir tercih meselesidir.
Yorumlar