Bursa’nın Yıldırım ilçesinde yaşanan olay, trafikte sorumsuzluğun geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne serdi. Alkollü şekilde direksiyon başına geçen bir sürücü, polis uygulamasını görünce geri geri kaçmaya çalıştı. Ancak kaçış girişimi trafik lambasına çarpmasıyla son buldu.
Asıl dikkat çeken ise sürücünün polis ekiplerine söylediği sözlerdi: “Abi arabayı babamdan habersiz çaldım, haber verin.”
İnsan ister istemez soruyor: Madem babandan habersiz aldığın arabanın hesabını düşünüyorsun, alkollü direksiyon başına geçerken başkalarının hayatını neden düşünmedin?
Yapılan kontrolde sürücünün 1,54 promil alkollü olduğu belirlendi. Üstelik polis uygulamasından kaçmak için yaptığı manevra, bir trafik kazasıyla sonuçlandı.
Peki ya o sırada trafik lambasının yanında bir yaya olsaydı? Ya geri geri kaçmaya çalışırken başka bir araca çarpsaydı?
Belki bugün çok daha büyük bir facianın haberini konuşuyor olacaktık.
Sürücüye üç ayrı maddeden toplam 420 bin lira para cezası uygulandı. Ancak mesele yalnızca kesilen cezanın büyüklüğü değil. Asıl mesele, alkollü araç kullanmanın hâlâ bazı sürücüler tarafından hafife alınması.
Trafikte yapılan bir hata bazen yalnızca araca zarar verir, bazen de bir ailenin hayatını sonsuza kadar değiştirir.
Direksiyon başına alkollü geçmek cesaret değil, başkalarının yaşamını hiçe saymaktır.
Bursa'daki bu olayda sürücü, babasının arabasının derdine düşmüş olabilir. Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var: Trafikte hiç kimsenin hayatı, bir başkasının sorumsuzluğundan daha değersiz değildir.
Babandan habersiz araba almanın hesabı belki verilir ama alkollü direksiyon başında söndürülen bir hayatın hesabı nasıl verilir?