Bazen insanlık kocaman sözlerde değil, küçücük davranışlarda kendini gösterir. Bayburt'ta bir inşaat işçisinin markete girerken çamurlu ayakkabılarını kapının önünde çıkarması, aslında hepimizin üzerinde uzun uzun düşünmesi gereken bir inceliği gözler önüne serdi.
Günümüzde saygıdan, sevgiden, anlayıştan ve duyarlılıktan sıkça söz ediyoruz. Her fırsatta insanlığın önemini anlatıyor, başkalarının emeğine saygı gösterilmesi gerektiğini söylüyoruz.
Peki, söylediklerimizi ne kadar uyguluyoruz?
İşte Bayburt'ta yaşanan küçücük bir olay, bu sorunun cevabını bize en güzel şekilde verdi.
Bir inşaat işçisi düşünün…
Gün boyu çalışmış, alın teri dökmüş, belki de yorgunluktan ayakta duracak hâli kalmamış. Ayakkabıları çamur içinde. Birkaç ihtiyacını almak için markete uğruyor.
Kapıdan içeri girmeden önce duruyor.
Ayakkabılarına bakıyor.
Sonra hiçbir uyarıya gerek duymadan, kimsenin kendisini görüp görmediğini düşünmeden çamurlu ayakkabılarını çıkarıyor ve çoraplarıyla markete giriyor.
Neden mi?
Çünkü kendisinin kirleteceği zemini bir başkasının temizlemek zorunda kalacağını biliyor.
İşte insanlık tam da burada başlıyor!
O işçi, marketin zeminini temizleyen kişiyi belki hiç tanımıyor. Kim olduğunu, kaç yaşında olduğunu, nasıl bir hayat yaşadığını bilmiyor.
Ama onun emeğine saygı duyuyor.
Bir başkasının işini zorlaştırmamak için kendi rahatından vazgeçiyor.
Üstelik bunu alkış almak, takdir edilmek ya da sosyal medyada gündem olmak için yapmıyor.
Kendisini kimsenin izlemediğini düşündüğü bir anda sergiliyor bu davranışı.
Bence hikâyenin en kıymetli tarafı da bu.
Çünkü gerçek karakter, insanın kimse bakmazken yaptıklarıyla ortaya çıkar.
Bugün çevremize baktığımızda ne yazık ki bunun tam tersini de görebiliyoruz.
Yere çöp atanlar, ortak kullanım alanlarını kirletenler, başkasının emeğini hiçe sayanlar…
Arkasını dönüp giderken bıraktığı dağınıklığı kimin temizleyeceğini düşünmeyenler…
Oysa bazen biraz dikkat, biraz empati, biraz da vicdan yeterli.
Bayburt'taki işçi bize uzun uzun nasihat vermedi. Bir konuşma yapmadı. Kimseye ahlak dersi vermeye kalkmadı.
Sadece ayakkabılarını çıkardı.
Ama o küçücük hareketle sayfalarca yazılabilecek bir insanlık dersini hepimizin önüne koydu.
Burada bir başka önemli ayrıntı daha var.
İşçinin bu davranışını Naci Ahıskalıoğlu isimli vatandaş cep telefonu kamerasıyla kaydetmiş. Böylece belki de birkaç kişinin görebileceği bu incelik, çok daha geniş kitlelere ulaşmış.
İyi ki de ulaşmış!
Çünkü bugün yalnızca olumsuzlukları değil, iyiliği ve duyarlılığı da konuşmaya ihtiyacımız var.
Ancak şunu da unutmamak gerekiyor:
Bir insanın saygıyı hak etmesi için ayakkabılarını çıkarması gerekmez. Ama bir insanın başkasının emeğini düşünmesi, onun karakteri hakkında çok şey anlatır.
O işçinin yaptığı davranışı değerli kılan şey, mesleği ya da ekonomik durumu değil; taşıdığı sorumluluk duygusu ve gösterdiği inceliktir.
Alın teriyle çalışan insanların emeğine saygı duymak kadar, onların da başkalarının emeğine gösterdiği saygıyı görmek güzel.
Belki bu olaydan sonra hiçbirimiz markete girerken ayakkabılarımızı çıkarmayacağız. Zaten mesele de bu değil.
Mesele, bulunduğumuz her ortamda arkamızda nasıl bir iz bıraktığımız.
Bir başkasının işini kolaylaştırıyor muyuz, yoksa zorlaştırıyor muyuz?
Bize ait olmayan yerleri de kendi evimiz gibi koruyor muyuz?
Kimse görmediğinde de doğru bildiğimizi yapabiliyor muyuz?
İşte asıl sorulması gereken sorular bunlar.
Bayburt'taki o işçinin adını bilmiyoruz. Ama yaptığı hareketin verdiği mesaj çok açık.
İnsan olmak büyük laflar etmek değil, küçük ayrıntılarda büyük bir vicdan taşıyabilmektir.
Ve bazen koca bir topluma verilecek en güzel ders, market kapısında bırakılmış bir çift çamurlu ayakkabıda saklıdır.