Kentsel dönüşüm denildiğinde aklımıza ne geliyor? Daha sağlam binalar, güvenli yaşam alanları, depreme dayanıklı şehirler ve geleceğe güvenle bakabilen insanlar…

Peki, insanları güvenli yapılara kavuşturmak için başlatılan bir çalışma, çevrede yaşayan vatandaşların güvenliğini tehlikeye atıyorsa burada ciddi bir çelişki yok mudur?

İstanbul'un Bayrampaşa ilçesinde yaşanan olay, tam da bu soruyu gündeme getiriyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından İsmetpaşa Mahallesi'nde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları sırasında bir bina yıkım esnasında askıda kaldı. Cep telefonu kamerasına yansıyan görüntülerde, binanın tehlikeli bir şekilde ayakta durduğu, ardından yıkıldığı görüldü.

Ancak asıl üzerinde durulması gereken mesele yalnızca binanın askıda kalması değil. Asıl mesele, o binanın çevresindeki insanların ne kadar güvende olduğudur.

Kentsel dönüşüm, yalnızca eski binaları ortadan kaldırmak değildir. Aynı zamanda insan hayatını koruma sorumluluğudur. Bir binanın yıkımı sırasında çevrede hangi tedbirlerin alındığı, güvenlik şeritlerinin oluşturulup oluşturulmadığı, vatandaşların tehlikeli alana yaklaşmasının engellenip engellenmediği son derece önemlidir.

Bayrampaşa'daki görüntülerde yeterli güvenlik önlemlerinin görünmemesi ve çevre sakinlerinin bu yöndeki iddiaları ise cevap bekleyen soruları beraberinde getiriyor.

Yıkım öncesinde gerekli risk analizleri yapıldı mı? Çevrede yaşayan vatandaşlara yeterli bilgilendirme yapıldı mı? Yıkım alanında güvenli mesafe oluşturuldu mu? Binanın askıda kalması öngörülemeyen bir durum muydu, yoksa alınması gereken tedbirlerde bir eksiklik mi vardı?

Bunlar yalnızca gazetecilerin değil, o mahallede yaşayan herkesin sormaya hakkı olan sorular.

Türkiye'de ne yazık ki bazı güvenlik sorunlarının önemi, ancak acı bir olay yaşandıktan sonra anlaşılıyor. Bir bina çöker, ardından denetimler konuşulur. Bir iş kazası meydana gelir, güvenlik önlemleri tartışılır. Bir can kaybı yaşanır, sorumlular araştırılmaya başlanır.

Oysa mesele, felaket yaşandıktan sonra hesap sormaktan önce felaketin yaşanmasını engellemektir.

Bayrampaşa'da yaşanan olayda can kaybına ilişkin bir bilgi bulunmaması elbette sevindirici. Ancak bu durum, yıkım sürecinin sorgulanmasına engel olmamalı. Çünkü bir çalışmanın güvenli olup olmadığı yalnızca sonunda kimsenin yaralanmamış olmasıyla ölçülemez.

İstanbul'un depreme hazırlanması gerekiyor. Buna kimsenin itirazı olamaz. Riskli yapıların yenilenmesi, dayanıksız binaların yıkılması ve vatandaşların güvenli konutlara kavuşması ertelenemeyecek bir ihtiyaç.

Ancak kentsel dönüşümde başarı yalnızca kaç binanın yıkıldığıyla, kaç konutun yapıldığıyla ya da çalışmaların ne kadar hızlı ilerlediğiyle ölçülemez. Başarı, bu süreçte insan hayatına ne kadar değer verildiğiyle de ölçülür.

Belediyeler, yüklenici firmalar ve denetimden sorumlu tüm kurumlar bu anlayışla hareket etmek zorundadır.

Burada mesele siyasi bir tartışma çıkarmak değil. Mesele, hangi kurumun sorumluluğunda olursa olsun, güvenliğin taviz verilemeyecek bir konu olduğunu hatırlatmaktır.

Bayrampaşa'daki görüntüler kamuoyuna yansıdı. Vatandaşlar güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu ileri sürdü. Şimdi bu iddiaların açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yıkım sırasında hangi güvenlik tedbirlerinin uygulandığını, binanın neden askıda kaldığını ve sürecin teknik açıdan nasıl yürütüldüğünü kamuoyuyla paylaşması önem taşıyor.

Elbette yalnızca görüntülerden hareketle bütün güvenlik tedbirlerinin alınmadığını kesin biçimde söylemek doğru olmaz. Ancak vatandaşların endişelerinin giderilmesi de ilgili kurumların sorumluluğudur.

Kentsel dönüşümün amacı insanları korumaktır. Bir mahallede eski binalar yıkılırken vatandaşların güvenlik konusunda endişe yaşaması bile ciddiye alınması gereken bir durumdur.

Bayrampaşa'da askıda kalan bina yıkıldı. Geriye ise cevaplanması gereken sorular kaldı.

Bugün o görüntüleri izleyip geçebiliriz. Yarın başka bir mahallede benzer bir olayla karşılaşabiliriz. İşte bu yüzden güvenlik önlemlerini konuşmak için bir facianın yaşanmasını beklememeliyiz.

Kimse kentsel dönüşüme karşı değil. Kimse riskli binaların ayakta kalmasını savunmuyor. Ancak vatandaşın can güvenliğini ilgilendiren konularda ihmale yer olmamalı.

Binalar yıkılabilir, yeniden yapılabilir. Ama insan hayatının telafisi yoktur.

Ve unutmayalım ki kentsel dönüşümün gerçek başarısı yalnızca yeni binalar inşa etmek değil, insanlara güven içinde yaşayabilecekleri bir şehir bırakmaktır.