Bir okulun kapısında, çocukların güvenliğini sağlamakla görevli bir bekçi ve onunla tartışarak arbedeye karışan bir öğretmen… İzmir’in Ödemiş ilçesinde yaşanan bu olay, sadece iki kişi arasında çıkan bir tartışma olarak değerlendirilmemeli. Çünkü ortada toplumun en önemli iki kavramı var: Eğitim ve saygı!

Ödemiş’te bulunan Anafartalar İlkokulu önünde yaşanan olay, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir tabloyu gözler önüne serdi. Edinilen bilgilere göre, okul çevresinde devriye gezen mahalle bekçisi, okul önünde bekleyen bir kişiyi uzaklaşması yönünde uyardı. Ancak bu uyarının ardından başlayan tartışma kısa sürede arbedeye dönüştü. Fiziki saldırıya uğradığı belirtilen bekçi, biber gazıyla müdahalede bulundu.

Buraya kadar anlatılanlar bile başlı başına üzücü. Ancak olayın en dikkat çekici yanı, bekçiyle arbede yaşayan kişinin başka bir okulda görev yapan öğretmen olduğunun ortaya çıkmasıydı.

Üstelik bu kişi, olayın yaşandığı ilkokulda eğitim gören bir öğrencinin de velisiydi.

Şimdi sormak gerekiyor: Bir öğretmen, öğrencilerine anlattığı saygıyı, sabrı ve hoşgörüyü kendi hayatında da göstermek zorunda değil midir?

Elbette öğretmenler de insandır. Onlar da sinirlenebilir, haksızlığa uğradıklarını düşünebilir, zaman zaman öfkelerine hâkim olmakta zorlanabilir. Ancak insan olmak, öfkeyle hareket etmeyi haklı çıkarmaz. Hele ki çocuklara örnek olması beklenen bir mesleği yapıyorsanız davranışlarınızın sorumluluğu çok daha büyüktür.

Biz çocuklarımıza ne öğretiyoruz?

Büyüklerine saygılı olmayı, sorunlarını konuşarak çözmeyi, kurallara uymayı ve şiddetten uzak durmayı…

Peki, yetişkinler olarak bunların ne kadarını uyguluyoruz?

Bir çocuk okulunun önünde iki yetişkinin kavga ettiğini gördüğünde ne düşünür? Olayın taraflarından birinin öğretmen olduğunu öğrendiğinde zihninde nasıl bir soru işareti oluşur?

Çünkü çocuklar yalnızca sınıfta anlatılan derslerden öğrenmez. Gördüklerinden, duyduklarından ve yetişkinlerin davranışlarından da hayatı tanır.

Bir öğretmenin sınıfta verdiği en güzel nasihat, dışarıda sergilediği yanlış bir davranışla anlamını yitirebilir.

Diğer taraftan güvenliği sağlamakla görevli bir bekçinin de görevini hukuk çerçevesinde yerine getirmesi gerekir. Elbette her vatandaş kendisine yapılan bir uyarının nedenini sorabilir, haksızlığa uğradığını düşünüyorsa itiraz edebilir. Ancak bunun yolu kavga etmek değildir.

Öte yandan olayın tüm yönleriyle araştırılması, bekçinin müdahalesinin ve tarafların davranışlarının objektif biçimde değerlendirilmesi de son derece önemlidir. Çünkü hiçbir olay yalnızca birkaç saniyelik görüntü üzerinden kesin hükümler verilerek değerlendirilmemelidir.

Burada mesele yalnızca bir öğretmenin davranışı da değil. Asıl mesele, toplum olarak giderek daha fazla ihtiyaç duyduğumuz tahammül, anlayış ve saygı kültürüdür.

Ne yazık ki artık trafikte, hastanede, sokakta, hatta okul kapılarında bile en küçük anlaşmazlıkların büyüyerek tartışmaya dönüştüğüne tanık oluyoruz.

Bir uyarıya tahammül edemiyoruz. Farklı bir düşünceye sabır gösteremiyoruz. Bazen konuşmak yerine sesimizi yükseltmeyi, anlaşmak yerine öfkelenmeyi tercih ediyoruz.

Peki, bu öfke bize ne kazandırıyor?

Hiçbir şey!

Aksine toplumsal huzuru zedeliyor, çocuklarımıza kötü örnek oluyor ve saygının yerini gerginliğe bırakmasına neden oluyor.

Öğretmenlik, yalnızca ders anlatmak ve müfredatı tamamlamak değildir. Öğretmenlik aynı zamanda davranışlarıyla örnek olabilmektir. Bir öğretmen sınıfın dışında da toplumun gözünde eğitimcidir.

Bu nedenle yaşanan olayın bütün öğretmenlere mal edilmesi elbette doğru değildir. Ülkemizin dört bir yanında fedakârca görev yapan, öğrencileri için kendi imkânlarını seferber eden binlerce öğretmenimiz var. Bir kişinin karıştığı olay üzerinden koca bir meslek grubunu yargılamak haksızlık olur.

Ancak bu durum, yaşananların sorgulanmasına da engel olmamalıdır.

Bir eğitimcinin toplum önündeki davranışlarının, taşıdığı mesleki sorumlulukla uyumlu olması beklenir.

En çok da şu noktayı düşünmemiz gerekiyor: Okullar çocukların kendilerini güvende hissetmesi gereken yerlerdir. O kapılarda öfkenin, kavganın ve şiddetin değil; sevginin, anlayışın ve güvenin hâkim olması gerekir.

Ödemiş'te yaşanan olayın ardından gerekli incelemelerin yapılması ve tüm gerçeklerin ortaya çıkarılması en doğru yaklaşım olacaktır.

Ancak sonuç ne olursa olsun, bu olay bize önemli bir gerçeği bir kez daha hatırlattı.

Eğitim, yalnızca diploma sahibi olmak değildir. Eğitim, insanın öfkesini kontrol edebilmesi, karşısındakine saygı gösterebilmesi ve sorunlarını şiddete başvurmadan çözebilmesidir.

Ve son olarak sormak istiyorum:

Çocuklarına sabrı, saygıyı ve hoşgörüyü öğretmesi gereken yetişkinler, kendi aralarındaki anlaşmazlıkları konuşarak çözemiyorsa, biz nasıl bir gelecek yetiştiriyoruz?

Unutmayalım, çocuklara verebileceğimiz en büyük ders, onlara söylediklerimiz değil, davranışlarımızla gösterdiklerimizdir.