Bazen hayat, insanlığın hâlâ ölmediğini hatırlatmak için karşımıza küçücük bir can çıkarır. Antalya'da bir halk otobüsünün koltuğunda bulunan minik köpek Karamel'in hikâyesi de tam olarak böyle… Bir yanda geride bırakılan savunmasız bir canlı, diğer yanda ona yuvasını ve kalbini açan vicdanlı bir insan.

Hayatta bazı olaylar vardır, okuduğunuzda yüzünüzde bir tebessüm oluşturur ama ardından içinizde kocaman bir soru işareti bırakır.

Antalya'da yaşanan olay da bunlardan biri.

Kundu-Otogar hattında çalışan halk otobüsü şoförü Necati Gürlevik, mesaisini bitirdikten sonra her zamanki gibi aracını kontrol etmeye başladı. Koltukların arasında unutulmuş bir çanta, telefon ya da cüzdan arıyordu. Ancak bu kez karşılaştığı manzara hiç de alışılmış değildi.

Bir koltuğun üzerinde, oyuncak gibi hareketsiz duran küçücük bir köpek vardı.

Önce oyuncak sandı. Sonra eline aldığında onun canlı olduğunu fark etti.

Düşünebiliyor musunuz?

Koskoca bir otobüs boşalmış, herkes evine gitmiş ama o küçücük can orada, yapayalnız kalmış.

Üstelik ne olup bittiğini bile anlamadan…

İşte insanın aklına takılan asıl soru da burada başlıyor.

Bir köpek unutulur mu?

Telefonunuzu unutabilirsiniz. Cüzdanınızı, anahtarınızı, hatta alışveriş poşetinizi bile…

Ama sizinle nefes alan, size güvenen, ilginizi bekleyen bir canlıyı nasıl unutabilirsiniz?

Elbette köpeğin sahibi tarafından bilerek bırakılıp bırakılmadığını kesin olarak bilmiyoruz. Belki bir dalgınlık, belki beklenmedik bir telaş, belki de gerçekten bilinçli bir terk ediş…

Ancak sebep ne olursa olsun, küçücük bir canlının o koltukta tek başına kalmış olması insanın yüreğini sızlatıyor.

Çünkü hayvanlar bizim eşyamız değil.

Canları var, korkuları var, duyguları var.

Ve en önemlisi, bize güveniyorlar.

Neyse ki bu hikâyenin devamında insanın içini ısıtan bir iyilik var.

Otobüs şoförü Necati Gürlevik, minik köpeği görmezden gelmedi. Onu sokağa bırakmadı, başından savmadı.

Önce veterinere götürdü. Çipi olup olmadığını kontrol ettirdi. Sahibini bulmaya çalıştı. Ancak köpeğin çipinin bulunmadığı anlaşıldı.

Ardından aşılarını yaptırdı, sağlık kontrolünden geçirdi ve ona bir isim verdi:

Karamel.

Ne kadar güzel bir isim değil mi?

Belki de hayatının en zor günlerinden birini yaşayan o küçücük köpek için yeni bir başlangıcın adı oldu Karamel.

Gürlevik'in söylediği şu söz ise hikâyenin en güzel yanıydı:

"Artık biz Karamel ile beraber yaşayacağız."

Bazen insanlık uzun uzun anlatılmaz.

Bazen yalnızca bir cümleye sığar.

İşte o cümlede merhamet de var, sahiplenme de var, sorumluluk da…

Bugün sosyal medyada hayvanlarla ilgili paylaşımlar yapmayı çok seviyoruz.

Sevimli bir köpek gördüğümüzde beğeniyoruz. Sokakta bir kediyle karşılaştığımızda fotoğrafını çekiyoruz. Hayvan sevgisinden, merhametten, vicdandan söz ediyoruz.

Peki, iş sorumluluk almaya geldiğinde kaçımız gerçekten aynı duyarlılığı gösterebiliyoruz?

Çünkü hayvan sevgisi yalnızca sevmek değildir.

Hasta olduğunda veterinere götürmektir.

Acıktığında doyurmaktır.

Korktuğunda yanında olmaktır.

Ve en önemlisi, şartlar değiştiğinde onu geride bırakmamaktır.

Bir hayvanı sahiplenmek, birkaç günlük bir heves değil, yıllarca sürebilecek bir sorumluluktur.

Bugün çok sevimli diye kucağımıza aldığımız o canlının yarın da bize ihtiyacı olacağını unutmamalıyız.

Bu olayın bana hatırlattığı çok önemli bir gerçek var.

Dünyayı güzelleştiren şey her zaman büyük işler, büyük sözler ya da gösterişli davranışlar değildir.

Bazen mesaisi biten bir otobüs şoförünün, koltukta bulduğu küçücük bir canlıya sahip çıkmasıdır.

Necati Gürlevik belki sadece yapması gerektiğini düşündüğü şeyi yaptı.

Ama bugün pek çok insanın görmezden gelebildiği bir sorumluluğu üstlenerek hepimize örnek oldu.

Karamel'in hikâyesi bir otobüs koltuğunda başladı, bir insanın merhametiyle bambaşka bir yöne evrildi.

Şimdi o koltukta yalnız başına bekleyen bir köpek değil, kendisine kapısını açan bir ailenin yeni üyesi var.

Ve ben bu hikâyeden geriye tek bir cümlenin kalmasını istiyorum:

Bir canı geride bırakmak kolay olabilir ama ona sahip çıkmak insanlık ister.

İyi ki Karamel'in yolu Necati Gürlevik ile kesişmiş.

İyi ki bu dünyada hâlâ vicdanıyla hareket eden güzel insanlar var.

Ve keşke hiçbir hayvan, kendisini kimin bulacağını bilmeden bir otobüs koltuğunda yapayalnız kalmak zorunda olmasa…