Bir mahallenin derdini en iyi kim bilir? Hangi sokakta bir ihtiyaç sahibi yaşar, hangi evde bir yaşlı yardım bekler, hangi ailenin kapısı çalınmalıdır? İşte tüm bu soruların cevabını çoğu zaman mahalle muhtarlarımız bilir. Çünkü muhtarlık, yalnızca bir makam değil; gönüllere dokunmanın, sorumluluk üstlenmenin ve vatandaşla devlet arasında köprü olmanın adıdır.

Bugün 19 Ekim Muhtarlar Günü…

Belki takvimlerde sıradan bir gün gibi görünebilir. Ancak toplumun en küçük yerleşim biriminden başlayarak demokrasinin güçlenmesine katkı sunan muhtarlarımız için oldukça anlamlı bir gün.

Muhtar denildiğinde çoğumuzun aklına mahallemizdeki ilk başvuru kapısı gelir. Oysa muhtarlık, bir evrakın imzalanmasından, bir belgenin onaylanmasından çok daha fazlasıdır.

Muhtar, kimi zaman mahallesindeki yalnız bir yaşlının evladıdır. Kimi zaman geçim sıkıntısı yaşayan bir ailenin sesidir. Kimi zaman bozuk bir yolun, yanmayan bir sokak lambasının, eksik bir hizmetin takipçisidir.

En önemlisi de halkın derdini dinleyen, çözüm arayan ve gerektiğinde yetkililerin kapısını aşındıran kişidir.

MUHTARLIK MAKAM DEĞİL, GÖNÜL İŞİDİR

Bir mahallede herkesin gönlüne girmek kolay değildir.

Hele ki herkesin ayrı bir derdi, beklentisi ve talebi varken…

Muhtar olmak, sabah mesaiye başlayıp akşam kapıyı kapatmak değildir. Telefonunuz gece de çalabilir, hafta sonu da bir vatandaş kapınızı çalabilir. Bir gün mahallenizin altyapı sorunuyla uğraşırken ertesi gün yardıma muhtaç bir vatandaşın sorununa çözüm ararsınız.

İşte bu yüzden muhtarlık, sadece seçim kazanmakla değil, halkın güvenini her gün yeniden kazanmakla anlam kazanır.

BALIKESİR'İN HER KÖŞESİNDE AYNI SORUMLULUK

Balıkesir'in merkez mahallelerinden kırsal mahallelerine, Edremit'ten Bandırma'ya, Ayvalık'tan Sındırgı'ya kadar her muhtarın omuzlarında önemli sorumluluklar bulunuyor.

Özellikle kırsal mahallelerde muhtarlarımızın üstlendiği görev daha da büyük önem taşıyor.

Ulaşım, içme suyu, tarımsal üretim, altyapı ve sosyal yardımlar gibi birçok konuda vatandaşların taleplerini ilgili kurumlara ulaştırmaya çalışıyorlar.

Bazen kilometrelerce yol gidiyor, bazen saatlerce bir sorunun çözülmesini bekliyorlar.

Çünkü muhtar, yalnızca kendisine oy verenlerin değil, mahallesindeki herkesin temsilcisidir.

MUHTARLARIMIZI SADECE BUGÜN HATIRLAMAYALIM

Elbette bugün muhtarlarımızın emeklerini takdir etmek, onlara teşekkür etmek çok kıymetli.

Ancak asıl mesele, muhtarlarımızı yalnızca 19 Ekim'de hatırlamamak.

Yerel yönetimlerin, kamu kurumlarının ve ilgili tüm yetkililerin muhtarlarımızın taleplerine kulak vermesi gerekiyor.

Çünkü muhtarların dile getirdiği sorunlar, çoğu zaman doğrudan vatandaşın yaşadığı sorunlardır.

Bir muhtarın sesine kulak vermek, aslında bir mahallenin sesini duymaktır.

Unutulmamalıdır ki güçlü mahalleler, güçlü şehirleri; güçlü şehirler de güçlü bir Türkiye'yi oluşturur.

BİR TEŞEKKÜRÜ ÇOK GÖRMEMELİYİZ

Bugün mahallelerinde vatandaşların sorunlarıyla ilgilenen, kapısını çalan herkesi dinleyen, gecesini gündüzüne katarak görev yapan muhtarlarımıza bir teşekkür borçluyuz.

Elbette her makamda olduğu gibi muhtarlıkta da görevini hakkıyla yapanlar kadar eleştiriyi hak edenler olabilir. Ancak halkın yanında duran, sorunlardan kaçmayan, çözüm üretmek için mücadele eden muhtarlarımızın hakkını teslim etmek gerekir.

Çünkü iyi bir muhtar, mahallesinin yalnızca yöneticisi değil, vicdanı ve hafızasıdır.

Sözlerimi şu düşünceyle tamamlamak istiyorum:

Bir mahallenin kaderi yalnızca yapılan yollarla, binalarla ya da yatırımlarla değişmez. O mahallede yaşayan insanların sesinin ne kadar duyulduğuyla da değişir.

İşte muhtarlarımız, o sesin en yakın temsilcileridir.

Başta Balıkesir'imizin dört bir yanında görev yapan muhtarlarımız olmak üzere, ülkemizin her köşesinde özveriyle çalışan tüm muhtarlarımızın 19 Ekim Muhtarlar Günü'nü kutluyor, ebediyete irtihal eden muhtarlarımızı rahmet ve saygıyla anıyorum.

Unutmayalım…

Muhtarlık bir makam, muhtar olmak bir unvan olabilir. Ama iyi bir muhtar olmak, bir mahallenin gönlünde iz bırakabilmektir.