Düzce’de yaşandığı belirtilen bir olay, hepimizin yüzleşmesi gereken acı bir gerçeği yeniden gözler önüne serdi.
Henüz 7-11 yaşlarında olduğu ifade edilen iki çocuk, ellerinde sigarayla görüntülendi. Üstelik kendilerine tepki gösteren yetişkinlere verdikleri karşılık da en az sigara içmeleri kadar düşündürücüydü.
Peki, bu çocuklar ne zaman çocuk olmaktan çıktı?
Daha da önemlisi, biz yetişkinler ne zaman çocuklarımızı görmezden gelmeye başladık?
Bir düşünün...
Henüz ilkokul çağındasınız. Elinizde kalem olması gerekirken sigara var. Okul bahçesinde arkadaşlarınızla oyun oynamanız, geleceğe dair hayaller kurmanız gerekirken yetişkinlerin bile kurtulmakta zorlandığı bir bağımlılığın kapısını aralıyorsunuz.
İşte Düzce'den gelen görüntüler, tam da böyle bir tabloyu gündeme taşıdı.
7-11 yaşlarında olduğu belirtilen iki çocuk, sigara içerken kendilerine tepki gösteren yetişkinlere el hareketi yaptı.
Şimdi soruyorum:
Bu çocuklara yalnızca kızıp geçecek miyiz? Yoksa onları bu noktaya getiren toplumsal ihmalleri de sorgulayacak mıyız?
Çünkü burada mesele yalnızca iki çocuğun sigara içmesi değil.
Mesele, çocukluğun giderek kaybolmasıdır.
Mesele, yanlış davranışların küçük yaşlarda normalleşmesidir.
Mesele, çocukların yetişkin dünyasının zararlı alışkanlıklarıyla bu kadar erken tanışmasıdır.
Ve en önemlisi mesele, hepimizin bu tablo karşısındaki sorumluluğudur.
Çocuklar dünyaya sigara içmeyi, küfür etmeyi ya da insanlara saygısız davranmayı bilerek gelmez.
Öğrenirler.
Evde gördüklerinden, sokakta karşılaştıklarından, arkadaş çevresinden, sosyal medyada izlediklerinden öğrenirler.
Bir çocuk sürekli sigara içen yetişkinleri görüyorsa, sigarayı büyümenin bir göstergesi sanabilir.
Saygısızlığın alkışlandığı, kaba davranışların cesaret olarak sunulduğu bir ortamda yetişiyorsa, yanlış olanı doğru zannedebilir.
Elbette her çocuğun davranışını yalnızca ailesine bağlamak doğru değildir. Ancak aileden okula, sosyal çevreden dijital dünyaya kadar herkesin bu gelişimde payı vardır.
Çünkü çocuk yetiştirmek yalnızca anne babanın değil, toplumun da sorumluluğudur.
Beni asıl düşündüren sorulardan biri de şu:
Bu çocuklar sigarayı nereden buldu?
Kim verdi?
Nasıl ulaştılar?
Henüz ilkokul çağındaki çocukların sigaraya bu kadar kolay ulaşabilme ihtimali bile başlı başına sorgulanması gereken bir durumdur.
Türkiye'de 18 yaşından küçüklere tütün ürünlerinin satılması yasak.
Ancak yasaların varlığı kadar uygulanması ve denetlenmesi de önemlidir.
Bir çocuğun elinde sigara gördüğümüzde yalnızca o çocuğun davranışına odaklanmak, sorunun kaynağını gözden kaçırmamıza neden olabilir.
Çünkü o sigara bir şekilde o çocuğun eline ulaşmıştır.
Çocuğa kızmak kolaydır. Asıl mesele, onu zararlı alışkanlıklardan koruyacak ortamı oluşturabilmektir.
Olayın bir başka düşündürücü boyutu ise çocukların kendilerini uyaran yetişkinlere el hareketi yapması.
Elbette bu davranış kabul edilebilir değil.
Ancak burada da dönüp kendimize bakmalıyız.
Bugün trafikte birbirine bağıran yetişkinleri, sosyal medyada hakaret ederek dikkat çekmeye çalışan insanları, en küçük anlaşmazlıkta şiddete başvuran kişileri görüyoruz.
Çocuklardan saygı bekliyoruz ama onlara ne kadar saygılı bir dünya sunuyoruz?
Onlardan doğru konuşmalarını istiyoruz ama kendi dilimize ne kadar dikkat ediyoruz?
Onlardan örnek davranışlar bekliyoruz ama biz ne kadar örnek olabiliyoruz?
Unutmayalım, çocuklar söylediklerimizden çok yaptıklarımızı örnek alır.
Bir çocuğa saygıyı öğretmenin yolu onu korkutmak, aşağılamak ya da herkesin önünde utandırmak değildir.
Saygı, önce gösterilerek öğretilir.
Artık böylesi görüntüler saniyeler içerisinde binlerce kişiye ulaşabiliyor.
Kimimiz şaşırıyoruz.
Kimimiz öfkeleniyoruz.
Kimimiz çocukları suçluyoruz.
Sonra ekranı kaydırıp başka bir görüntüye geçiyoruz.
Peki, geriye ne kalıyor?
İki çocuğun görüntüsü, birkaç yorum ve unutulan bir toplumsal sorun...
Oysa mesele bu kadar basit değil.
Bu çocukların davranışlarını eleştirebiliriz. Ancak onları sosyal medyanın hedefi haline getirmek, alay konusu yapmak ya da kimliklerini açığa çıkaracak şekilde teşhir etmek çözüm değildir.
Onlar hâlâ çocuk.
Yanlış yapmış olabilirler. Fakat onları kazanmak yerine dışlamak, sorunu daha da büyütebilir.
Çocukların korunmaya, yönlendirilmeye ve doğru rol modellere ihtiyacı var.
Çünkü bir çocuğu kaybetmek kolay, yeniden kazanmak ise çok daha zordur.
Bu olaydan hareketle bütün çocukların aynı durumda olduğunu söylemek elbette yanlış olur.
Ancak küçük yaşta sigarayla tanışılması, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir uyarıdır.
Nikotin bağımlılığı çocukların sağlığı ve gelişimi açısından ciddi riskler taşır.
Erken yaşta başlayan zararlı alışkanlıklar, ilerleyen yıllarda daha büyük sorunların kapısını aralayabilir.
Bu nedenle çocukların sigaraya nasıl ulaştığı araştırılmalı, aileler bilinçlendirilmeli, okullarda yaşa uygun bağımlılıkla mücadele eğitimleri güçlendirilmeli ve gerekli sosyal destek sağlanmalıdır.
Ama bütün bunlardan önce çocukları dinlemeyi öğrenmeliyiz.
Neden sigara içiyorlar?
Kime özeniyorlar?
Ne anlatmaya çalışıyorlar?
Belki de yetişkinlerin tepki gösterdiği o davranışların arkasında, fark edilmeyi bekleyen başka sorunlar vardır.
Bunu anlamadan yalnızca cezalandırmayı konuşmak eksik kalacaktır.
Düzce'deki görüntüler bize önemli bir soru sordurmalı:
Bir çocuğun elinde sigara varsa, orada yalnızca çocuğun hatası mı vardır?
Ben buna yalnızca çocukların yanlış davranışı olarak bakamıyorum.
Orada yetişkinlerin sorumluluğunu görüyorum.
Orada denetimin önemini görüyorum.
Orada eğitimin, sevginin, ilginin ve doğru örnek olmanın ne kadar hayati olduğunu görüyorum.
Çocuklar bizim geleceğimiz diyoruz.
Peki, geleceğimiz dediğimiz çocukların bugününe ne kadar sahip çıkıyoruz?
Sadece sınav başarılarıyla mı ilgileniyoruz?
Yoksa onların ruhsal, sosyal ve fiziksel gelişimlerini de aynı ciddiyetle önemsiyor muyuz?
Bir çocuğun elinde sigara gördüğümüzde öfkelenmeden önce, o sigaranın neden orada olduğunu sorgulamamız gerekiyor.
Çünkü çocukluk, ihmal edilmeye gelmeyecek kadar kıymetli.
Düzce'de sigara içen iki çocuğun görüntüsü yalnızca birkaç saniyelik bir sosyal medya içeriği olarak kalmamalı.
Bu olay, ailelere, eğitimcilere, yöneticilere ve toplumun bütün kesimlerine bir uyarı olmalı.
Çocuklarımızın ellerine sigara değil kalem, öfke değil sevgi, saygısızlık değil bilinç yakışır.
Ama bütün bunları onlara kazandırmak bizim görevimiz.
Ve unutmayalım: Bir çocuğun elindeki sigarayı söndürmek yetmez. O sigarayı eline almasına neden olan sorunları da çözmek gerekir.
Çünkü asıl mesele çocukların ne yaptığı değil, bizim onlar için ne yaptığımızdır