Bursa’nın Osmangazi ilçesinde yaşanan bir kavga, ilk bakışta trajikomik görünen bir ayrıntıyla gündeme geldi. Aralarında husumet bulunduğu öne sürülen kişilerin evine giden grup, çıkan kavganın ardından kaçarken bir kılıcı çöp konteynerine attı. Polis ekiplerini alarma geçiren kılıcın, yapılan incelemede oyuncak olduğu anlaşıldı.
Haberin başlığına bakınca insanın yüzünde istemsiz bir tebessüm oluşabilir: “Kavgaya oyuncak kılıçla geldiler.” Ancak olayın ayrıntılarına inildiğinde gülünecek pek de bir şey olmadığı görülüyor. Çünkü kılıç oyuncak olsa da kavga gerçek, korku gerçek, yaralanma gerçek ve mahallede oluşan tedirginlik gerçek.
Günümüzde şiddet olayları, ne yazık ki günlük hayatın sıradan bir parçası hâline gelmeye başladı. Trafikte, sokakta, iş yerinde, okulda, hatta komşular arasında yaşanan en küçük anlaşmazlık bile kısa sürede kavgaya dönüşebiliyor. İnsanlar konuşmak, uzlaşmak ve sakinleşmek yerine karşısındakini korkutmayı ya da fiziksel güç kullanmayı tercih ediyor.
Osmangazi’de yaşanan olay da tam olarak bu toplumsal soruna işaret ediyor. Daha önceden aralarında husumet bulunan kişilerin yeniden karşı karşıya gelmesi, geçmişteki anlaşmazlıkların sağlıklı biçimde çözülemediğini gösteriyor. Üstelik bir grubun başka insanların evine kadar giderek tartışma çıkardığı iddiası, olayın sıradan bir sözlü atışmadan çok daha ciddi olduğunu ortaya koyuyor.
Çöpte bulunan oyuncak kılıç ise olayın en düşündürücü ayrıntısı. Gerçek bir silah olmaması elbette sevindirici. Ancak bir kişinin karşısındakini korkutmak amacıyla oyuncak da olsa kılıç taşıması, şiddetin yalnızca fiziksel değil, psikolojik bir boyutu bulunduğunu da gösteriyor. Karşı tarafın o kılıcın oyuncak olduğunu bilmesi mümkün değil. Böyle bir cismin kavga sırasında gösterilmesi, paniğe ve daha ağır sonuçlara neden olabilirdi.
Bazen insanlar, “Nasıl olsa oyuncaktı” diyerek yaşananları küçümseyebilir. Oysa oyuncak bir silahın gerçek sanılması, polis ekiplerinin güvenlik önlemlerini artırmasına, vatandaşların korkmasına ve olayın çok daha tehlikeli bir hâl almasına yol açabilir. Şiddet ortamında gerçek ile oyuncak arasındaki fark birkaç saniye içinde anlaşılamaz.
Bu olayda bir kişinin hafif yaralanması, yaşananların daha ağır sonuçlanmadığı anlamına geliyor. Ancak her kavga bu şekilde sona ermiyor. Bir anlık öfke, yıllarca sürecek pişmanlıklara; küçük bir husumet, telafisi mümkün olmayan kayıplara dönüşebiliyor.
Toplum olarak artık “Kim haklıydı, kim daha güçlüydü?” sorularından önce “Bu insanlar neden konuşamadı?” sorusunu sormamız gerekiyor. Öfkesini kontrol edemeyen, sorunlarını şiddetle çözmeye çalışan kişilerin yalnızca kendilerine değil, ailelerine, çevrelerine ve yaşadıkları mahalleye de zarar verdiği unutulmamalı.
Osmangazi’de çöpe atılan kılıç oyuncak çıktı. Fakat yaşanan olay, toplumdaki öfkenin ve şiddet eğiliminin oyuncak olmadığını bir kez daha gösterdi.
Belki de bu haberden çıkarılması gereken en önemli ders şu: İnsanların elindeki oyuncakları değil, zihinlerindeki gerçek öfkeyi etkisiz hâle getirmemiz gerekiyor.
Yorumlar