40 Bin Liralık Ehliyet Sevinci Birkaç Saatte Bitti
Nail Tikit
Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesinde yaşanan olay, trafikte yapılan küçük görünen bir ihmalin nasıl büyük sonuçlar doğurabileceğini bir kez daha gösterdi. Yaklaşık 40 bin lira harcayarak sürücü belgesini alan genç sürücünün ehliyet sevinci yalnızca birkaç saat sürdü. Yaya geçidindeki bir yayaya yol vermemesi, hem para cezasına hem de ehliyetinin iptal edilmesine neden oldu.
İlk bakışta bu olay, “Talihsiz bir genç sürücünün başına gelenler” şeklinde değerlendirilebilir. Ancak mesele yalnızca bir kişinin ehliyetini kaybetmesinden ibaret değil. Asıl mesele, trafikte hâlâ yayaların önceliğini önemsemeyen ve direksiyon başına geçmeyi yalnızca araç kullanabilmek olarak gören anlayıştır.
Sürücü belgesi almak, otomobilin gazına basmayı, vites değiştirmeyi veya aracı park etmeyi öğrenmek anlamına gelmez. Ehliyet, kişinin trafikte diğer insanların can güvenliğinden de sorumlu olduğunu kabul ettiğini gösteren bir belgedir. Sürücü, yalnızca kendisini değil; yayayı, bisikletliyi, motosikletliyi ve diğer araçlardaki insanları da düşünmek zorundadır.
Olayda sürücünün yaya geçidindeki yayaya geçiş hakkı tanımadığı, dron destekli denetimle tespit edildi. Bunun üzerine 5 bin 662 lira para cezası uygulandı. Daha önce motosiklet kullanırken aldığı cezalar nedeniyle ceza puanı düşen sürücünün kalan puanları da silinince, aday sürücü statüsündeki ehliyeti iptal edildi.
Genç sürücünün, “Ehliyetimi daha bugün aldım. Yayayı görmedim” sözleri aslında olayın en önemli bölümüdür. Çünkü trafikte “Görmedim” sözü çoğu zaman bir mazeret değil, dikkatsizliğin itirafıdır. Bir sürücünün görevi, yaya geçidine yaklaşırken hızını azaltmak, çevresini kontrol etmek ve geçmek isteyen bir yayanın bulunup bulunmadığını görmektir.
Yayayı görmemek, yayayı görmezden gelmek kadar tehlikelidir.
Trafikte yaşanan kazaların büyük bölümü birkaç saniyelik dikkatsizlikten, acelecilikten veya kuralları önemsememekten kaynaklanıyor. Bir sürücü “Bir şey olmaz” diyerek hızını düşürmediğinde, telefonuna baktığında veya yaya geçidinde durmadığında yalnızca ceza alma riskini göze almaz. Bir insanın hayatını da tehlikeye atar.
Bu nedenle genç sürücünün “Ehliyet için 40 bin lira verdim” şeklindeki itirazı anlaşılabilir olsa da hukuken ve vicdanen yeterli değildir. Ehliyete harcanan para, trafik kurallarını ihlal etme hakkı vermez. Aksine bu kadar emek ve para harcayan bir kişinin belgesini korumak için daha dikkatli olması beklenir.
Ehliyet bir mülkiyet değil, sorumluluk belgesidir.
Aday sürücülük uygulamasının amacı da tam olarak budur. Direksiyon başına yeni geçen kişilerin belirli bir süre daha dikkatli davranması, kurallara alışması ve ciddi ihlallerden kaçınması beklenir. Çünkü yeni sürücüler tecrübesiz olabilir. Ancak tecrübesizlik, trafik kurallarını ihlal etmenin gerekçesi olamaz.
Bu olaydan çıkarılması gereken ders yalnızca genç sürücüye ait değildir. Türkiye’de pek çok sürücü yaya geçitlerinde yayalara yol vermeyi bir zorunluluk değil, kişisel bir iyilik olarak görüyor. Bazıları ancak polis aracını gördüğünde yavaşlıyor, bazıları ise yaya geçidine yaklaşırken hızını artırıyor.
Oysa yaya geçidi, sürücünün yayaya lütufta bulunduğu bir alan değildir. Yayaya tanınmış yasal bir geçiş hakkıdır.
Trafikte en güçlü olan, en büyük aracı kullanan veya en hızlı giden kişi değildir. Gerçek anlamda iyi sürücü, gerektiğinde duran, sabreden, kurala uyan ve başkasının hayatını kendi acelesinden daha önemli gören kişidir.
Genç sürücünün ehliyeti birkaç saat içinde iptal edildi. Belki yeniden kursa gidecek, yeniden sınava girecek ve yeniden masraf yapacak. Ancak bu süreç sonunda yaya geçidinde durmanın önemini öğrenirse, ödediği bedel en azından kalıcı bir ders olabilir.
Çünkü trafikte bazı hataların telafisi para ödeyerek veya yeniden ehliyet alarak mümkündür. Fakat bir insanın hayatına mal olan hataların telafisi yoktur.
Bu olay, bütün sürücülere açık bir uyarıdır: Ehliyeti cebinize koyduğunuz an sürücü olmuş sayılmazsınız. Sürücü olmak, kurallara uymakla, dikkatli olmakla ve insan hayatına saygı göstermekle başlar.
Yorumlar