Bir Saatlik Arama, Ömürlük Acı
Nail Tikit
Bursa’nın İnegöl ilçesinden gelen haber, insanın boğazını düğümleyen türden… Henüz 2 yaşındaki Kadir Tohum, yaşadığı sitenin içerisinde kayboldu. Ailesi ve yakınları yaklaşık bir saat boyunca onu bulabilmek için çevrede arama yaptı. Küçük çocuk, ne yazık ki sitenin yüzme havuzunda hareketsiz halde bulundu.
Bir çocuğun adını böyle bir haberin içerisinde okumak bile ağır. Kadir’in annesinin hastane koridorunda, “Kadir çık annem oradan” diyerek feryat etmesi ise yaşanan acının büyüklüğünü anlatmaya kelimelerin yetmediğini gösteriyor.
Bu olay yalnızca bir ailenin yaşadığı tarifsiz bir kayıp olarak görülmemeli. Aynı zamanda site havuzlarının güvenliği, çocukların ortak yaşam alanlarında korunması ve alınması gereken tedbirler konusunda hepimize yöneltilmiş çok ağır bir soru olarak değerlendirilmelidir.
Bir sitenin içerisinde bulunan yüzme havuzu, özellikle küçük çocuklar açısından ciddi bir risk alanıdır. Havuz çevresinin çocukların tek başına giremeyeceği şekilde kapatılması, girişlerin kontrollü olması, güvenlik kameralarının düzenli takip edilmesi ve havuz kullanım alanlarının sürekli denetlenmesi hayati önem taşır. Çünkü 2 yaşındaki bir çocuğun tehlikeyi fark etmesi, derinliği anlaması ya da yardım istemesi mümkün değildir.
Bu nedenle sorumluluk yalnızca anne ve babalara yüklenemez. Elbette küçük çocukların sürekli gözetim altında tutulması gerekir. Ancak çocukların yaşadığı sitelerde, parklarda, havuzlarda ve ortak kullanım alanlarında güvenliği sağlayacak fiziki tedbirlerin alınması da yönetimlerin ve yetkililerin görevidir.
Bir havuzun kenarına “Çocuklarınızı yalnız bırakmayın” yazısı asmak yeterli değildir. Havuzun çevresinde güvenli bir bariyer var mı? Kapılar çocukların açamayacağı biçimde mi? Havuz kullanım saatleri dışında alan kapatılıyor mu? Cankurtaran bulunuyor mu? Kamera kayıtları anlık olarak izleniyor mu? Acil durumlarda müdahale edilebilecek ekipman mevcut mu?
Asıl konuşmamız gereken sorular bunlardır.
Yaşanan her acı olayın ardından birkaç gün boyunca ihmaller tartışılıyor, uyarılar yapılıyor ve tedbirlerden söz ediliyor. Daha sonra hayat normale dönüyor. Ta ki başka bir çocuğun adı yeni bir acı haberin içerisinde karşımıza çıkana kadar…
Oysa çocuk güvenliği geçici bir gündem olmamalıdır. Site yönetimleri, belediyeler ve ilgili kurumlar yüzme havuzlarının güvenlik şartlarını düzenli olarak denetlemelidir. Havuz çevresinde koruyucu çit bulunması zorunlu hale getirilmeli, çocukların kontrolsüz girişini engelleyecek sistemler kurulmalı ve acil müdahale eğitimleri yaygınlaştırılmalıdır.
Kadir’in ölümüyle ilgili soruşturma elbette olayın nasıl yaşandığını ortaya çıkaracaktır. Kesin ölüm sebebi Adli Tıp Kurumunun incelemesinin ardından belirlenecek. Ancak soruşturmanın sonucundan bağımsız olarak ortada değişmeyen bir gerçek var: Henüz hayatının başında olan bir çocuk artık yok.
Bir anne, çocuğunu geri dönmeye çağırıyor. Bir baba evladının acısıyla yıkılıyor. Bir aile için zaman, o hastane koridorunda duruyor.
Kadir’i geri getirmek mümkün değil. Fakat benzer acıların yaşanmaması için gerekli önlemleri almak mümkün. Bu nedenle bu olay unutulmamalı, yalnızca birkaç günlük bir haber olarak kalmamalıdır.
Çünkü çocukların güvenliği tesadüflere bırakılamaz.
Çünkü alınmayan her tedbir, başka bir ailenin ömür boyu taşıyacağı acıya dönüşebilir.
Ve çünkü hiçbir anne, bir daha “Çık annem oradan” diye feryat etmek zorunda kalmamalıdır.
Yorumlar