Maltepe’de bir kadın daha evine, ailesine, sevdiklerine dönemedi. 58 yaşındaki Müge Arısal, bir beton mikserinin altında kalarak yaşamını yitirdi. Haberi birkaç satırda okuyup geçmek mümkün: “Beton mikseri çarptı, kadın hayatını kaybetti, sürücü gözaltına alındı, inceleme başlatıldı.” Peki gerçekten mesele bundan mı ibaret? Her trafik kazasından sonra aynı cümleleri kuruyoruz. Ekipler sevk edildi, sürücü gözaltına alındı, soruşturma başlatıldı… Sonra hayat kaldığı yerden devam ediyor. Bir sonraki kazaya kadar. Oysa özellikle beton mikseri, hafriyat kamyonu, TIR ve benzeri ağır araçların şehir içinde oluşturduğu risk yıllardır ortada. Bu araçların kör noktaları fazla, manevra kabiliyetleri sınırlı, durma mesafeleri uzun. Buna rağmen konutların, iş yerlerinin ve yayaların yoğun olduğu sokaklarda insanlarla aynı alanı paylaşmaya devam ediyorlar. Maltepe’de yaşanan acı olay da hepimize yeniden aynı soruyu sordurmalı: Şehirler araçlar için mi, insanlar için mi tasarlanıyor? Bir yayanın karşısında tonlarca ağırlığındaki bir aracın olduğu denklemde, bütün sorumluluğu yalnızca “dikkatli ol” denilen vatandaşa yükleyemeyiz. Ağır vasıtaların hangi saatlerde şehir içine girebileceği, hangi güzergâhları kullanacağı, kör nokta sensörlerinin bulunup bulunmadığı, sürücülerin çalışma süreleri ve denetimlerin yeterliliği ciddi biçimde tartışılmalı. Çünkü trafik güvenliği yalnızca sürücünün frene basmasıyla sağlanmaz. Doğru şehir planlaması gerekir. Sıkı denetim gerekir. Teknolojik önlem gerekir. Ve en önemlisi, insan hayatını hızdan ve ticari kaygılardan daha değerli gören bir anlayış gerekir. Bugün Müge Arısal’ın adı bir trafik kazası haberinde geçiyor. Yarın başka bir isim aynı satırlara yazılmasın istiyorsak yaşanan her ölümlü kazayı “talihsiz olay” diyerek geçiştirmekten vazgeçmeliyiz. Çünkü bazı kazalar gerçekten önlenemez olabilir. Ama bazıları, yıllardır görüp de çözmediğimiz sorunların sonucudur. Beton mikserinin tekeri altında kalan yalnızca bir insan değildir. Eğer gerekli ders çıkarılmazsa o tekerlerin altında şehir güvenliğine olan inancımız da ezilmeye devam eder.