Günlük hayatta çoğumuzun üzerinde hiç durmadan yaptığı küçük davranışlar vardır. Alışverişte telefon numarası sorulduğunda “Benimki olmasın” deyip başka bir numara vermek de bunlardan biri. Kimi zaman umursamazlıktan, kimi zaman “ne olacak ki” düşüncesiyle yapılan bu hareketin aslında suç sayılabileceğini kaç kişi biliyor?
Geçtiğimiz günlerde Yargıtay, tam da bu alışkanlığın altını çizen çok net bir karar verdi. Karara göre, bir başkasına ait cep telefonu numarasını, o kişinin rızası olmadan paylaşmak artık “basit bir yanlış” değil; doğrudan kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde paylaşılması suçu.
Olay son derece tanıdık. Bir iş yerinde alışveriş yapan müşteri, ürün bedelini daha sonra ödeyeceğini söylüyor. İşletme sahibi iletişim bilgisi istiyor. Müşteri ise kendi numarasını vermek istemiyor ve aralarında husumet bulunan başka bir kişiye ait telefon numarasını paylaşıyor. O numaranın sahibinin durumdan haberi yok, rızası yok. İşte kırılma noktası tam olarak burada başlıyor.
Yerel mahkeme bu durumu “masum bir davranış” olarak görmüyor. Çünkü telefon numarası dediğimiz şey, artık sadece bir rakam dizisi değil. Kimliğimizin, özel alanımızın bir parçası. Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesi de bunu çok açık söylüyor: Kişisel veriler, sahibinin açık rızası olmadan paylaşılamaz. Mahkeme hapis cezası veriyor, dosya Yargıtay’a gidiyor ve karar onaylanıyor.
Bu noktada durup düşünmek gerekiyor. Kaçımız bir form doldururken, bir yere kayıt olurken, “eşimin numarasını yazayım”, “arkadaşımınkini vereyim” demedik? Kaçımız, karşı tarafın rızasını gerçekten sorguladık? Yargıtay’ın bu kararı, işte tam olarak bu alışkanlıkları hedef alıyor.
Kararın en önemli yönlerinden biri şu: Kişisel verilerin korunması yalnızca dijital dünyayla sınırlı değil. WhatsApp mesajı, internet sitesi, uygulama derken çoğu zaman suçun sadece “online” olduğunu düşünüyoruz. Oysa sözlü olarak ya da bir kâğıda yazarak yapılan izinsiz paylaşımlar da aynı şekilde cezai sorumluluk doğuruyor.
Bu karar sadece bireyler için değil, işletmeler için de ciddi bir uyarı niteliğinde. “Bir numara alalım, ne olacak” anlayışı artık geçerli değil. Alınan her bilginin, verilen her verinin hukuki bir karşılığı var. Ve bu karşılık, sanılandan çok daha ağır olabiliyor.

YORUMLAR