Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Büşra Nur Akdağ
Büşra Nur Akdağ

İnsanın En Mutlu Gününü Neden Zehir Ediyorsunuz?

Yaz geldi. Davulun sesi yeniden sokakları doldurdu, gelin arabaları konvoylar oluşturdu, düğün salonları ışıl ışıl süslendi. Bir ömür boyu hatırlanması gereken en mutlu günler başladı.

Ama ne yazık ki her yaz aynı haberlerle karşılaşıyoruz.

“Düğünde kavga çıktı.”

“Tekmeler, yumruklar havada uçuştu.”

“Damat hastanelik oldu.”

“Polis düğünü sonlandırdı.”

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Bir insan, hayatının en mutlu gününü nasıl olur da birkaç dakikalık öfkeye kurban eder?

O gün gelin ve damadın günü… Aylarca belki yıllarca hayalini kurdukları an. Oysa çoğu zaman bir bakış, bir söz, yanlış anlaşılan bir hareket ya da gereksiz bir ego, bütün geceyi kabusa çevirebiliyor.

Düğünler güç gösterisi yapılacak yerler değildir. Kimsenin haklı çıkacağı bir mahkeme salonu da değildir. Orası iki insanın yeni bir hayata “evet” dediği, ailelerin kaynaştığı, mutluluğun paylaşıldığı yerdir.

Peki neden bunu unutuyoruz?

Bir anlık sinir uğruna yıllarca anlatılacak güzel anılar yerine, polis tutanakları ve hastane raporları bırakıyoruz. Gelinlik gözyaşıyla, damatlık ise pişmanlıkla hatırlanıyor.

Üstelik o kavganın kazananı da olmuyor. Kaybeden sadece yumruk atanlar değil; gelin, damat, aileler, çocuklar ve o anı ömür boyu buruk hatırlayacak herkes oluyor.

Mutluluk paylaşılınca büyür. Öfke ise yayıldıkça herkesi içine çeker.

Belki de düğüne giderken yanımıza en şık kıyafetimizi değil, biraz daha anlayışı, biraz daha sabrı ve biraz daha saygıyı almalıyız.

Çünkü bir düğün, kavgayla değil alkışlarla, yumruklarla değil oyunlarla, öfkeyle değil kahkahalarla hatırlanmalı.

Kimsenin en mutlu gününü birkaç dakikalık öfke yüzünden ömür boyu unutamayacağı acı bir hatıraya çevirmeye kimsenin hakkı yok.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 + 8 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER