Ağzımızdan çıkan söz ile laf veya tümceyi yayından atılan bir oka benzetmiştir Türk büyüklerimiz. Ok yaydan bir defa çıktıktan sonra dikkatle alının veya rast gele düşünülen hedefe doğru olanca hızıyla gider ve hedefine ulaşır. Atıcısının maharet ile dikkat ve becerisine göre hedefi tam onikiden burabileceği gibi askeri kültürümüzde karavana diye tabir edilen sonuçla da karşı karşıya kalınabilir. Hedef onikiden vurulursu ne mutlu. Hedef veya hedef tahtası tutturulabilirse ne âlâ, karavanaya giderse görmek ile duymak ve yaşamak istemediğimiz pek çok olumsuz sonuçlar doğabilir. Bu bağlamda söz sözlerken veya konuşurken ya da bir meseleyi anlatırken dikkatli olmak, ölçüp tartarak konuşmak, aslına uygun öz ile kısa ifadelerle ve abartısız anlatmak Türk Milli Kültürümüzün olmazsa olmalarındandır.
Hal böyle olunca da “Söz Söyleme Sanatı” denilen bir sanat türü karşımıza dikilmektedir. Her bilim ile ilimin, maddi ile manevi alan ve havaların, mimari ile sanayi ve ticari, siyasi ile muhalifi ve yazılı ile görsel ve işitsel vb. alanların görsel, işitsel, duyuşsal ve psikomotor olarak tanımlayabileceğim uygulama bağlamında birer sanat türleri vardır.
İslam bilgesi Dehhak: “Söz bilirsen söz söyle, sözünden ibret alsınlar. Söz bilmezsen sukut eyle, seni bir adam (âdem-insan) sansınlar!” Cümlesi ne anlatıyor bize?
Günümüzün ve özelliklede İslam ve Türk – İslam memleketlerinde ağzı olan yanlı ile yanlış bir şeyler konuşuyor, kolu olan doğru veya eğri bir yerlere el sallıyor, ayağı olan iniş-yokuş ile sapa-çıpa ve düz-taşlı ya da gece ile gündüz veya aydınlık-karanlık demeden bir yerlere yürüyor vb. Her olgu ile oluşum ve davranışın bir sanatı vardır demiştim ya, günümüzde sanatsızlık ve zenaatsızlık ile kanaatsizliğin, boşa ölçüp tartan ile havai yaşayanların çoğaldığı hatta kol gezdiği beldeler ile bir evren yarattık. “Kültür” dediğimiz o milli olguyu önce yaraladık ve bereledik, paketledik ve katlettik. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümün “Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuştur!” uyarısı bile bize etki etmemiş olacak ki can çekiştirdiğimiz bir kültür yığınını önümüze döktük. O yığına bakmayı bile birçoğumuz beceremiyoruz. Böyle giderse kan kaybından sonra can kaybı süreci hızla ilerleyecektir.
Kanuni Sultan Süleyman Hazretleri: “Söz ola kese başı, söz ola kestire savaşı.”
Sadi Şirâzi: “Şaka yoluyla söylenmiş olsa bile akıllı insanın ders alamayacağı söz yoktur. Ama cahilin önünde yüzlerce hikmetlerden bahsetsen, bu onun kulağına şaka gibi gelir.”
Credo: “Düşündüklerinizi söylemek iyidir. Söylediklerinizi düşündükten sonra söylemek daha iyidir.”
Türk Atasözü: “Okumuşluk cehaleti alır, eşeklik baki kalır.”
Peyami Safa: “Yaşlanarak değil yaşanarak tecrübe kazanılır, zaman insanları değil armutları olgunlaştırır.”
Eski bir Tapınak Yapıtından: “Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, diğerinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer.”
Sadi Şirâzi: “İnsanlarla münasebetin ateşle münasebetin gibi olsun. Çok uzaklaşma donarsın; çok yaklaşma yanarsın.”
Epiktotes: “Bir güzel söz söyleme sanatı varsa, bir güzel de anlama ve dinleme sanatı vardır.”
Çiçero: “Hayatta herkes yanlışlık yapar, ne var ki ahmaklar yanlışlıklarında ısrar eder.”
Arif Nihat Asya: “-Herkesin gönlünde bir aslan yatar- diyenlere inandım; gönülleri dolaşmaya çıktım. İçinde kediler, tavuklar, çakallar yatan; yılanlar, çıyanlar, solucanlar yuvası olmuş gönüller keşfettim. Ve anladım ki ömrüm hakiki aslanı aramakla geçecek.”
Öneri ile uyarı ve ikazlar ışığında “SÖZ OLA…” yı paylaştığımı düşünüyorum.

YORUMLAR