Efes Antik Kenti’ne attığım ilk adımların üzerinden tam 28 yıl geçmiş... Henüz 10 yaşında bir çocukken okulla çıktığımız o gezide, aklımda kalan yegâne şey Meryem Ana Evi’ne tırmanırken geçtiğimiz o dik, kocaman uçurumlu yoldu. Yılların yorgunluğu ve hayatın koşturmacası, kadım kentin geri kalanını hafızamdan adeta silip atmıştı. Hem sisli hatıralarımı tazelemek hem de tarihle iç içe bir kültür rotası oluşturmak adına bu kez rotayı yeniden Efes’e çevirdik.
Eylül ayının gelmesiyle havaların serinleyeceğini ve yaz kalabalığının dinerini umuyordum fakat yanılmışım. Benimle aynı hayali kuran yüzlerce tarih meraklısı da eylülün bu dingin güzelliğinde Efes’e akın etmişti. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hayata geçirdiği "Gece Müzeciliği" uygulamasıyla antik kent gündüz ve gece olarak iki farklı deneyim sunuyor. Biz ise yoğun trafik sebebiyle gece seansına güçlükle yetişebildik.
Müze Kart geçişleri ve bilet gişeleri saat 19.00’da açılıyor. Kapıların önünde oluşan devasa kuyruğu görünce şaşkınlığımı gizleyemedim. Girişte Müze Kart’ımızın yanı sıra gece gösterisi için ayrıca satılan biletimizi de temin ettik. Gün batımının büyüleyici ışığını yakalama hayalim eylülün erken kararan havasına yenik düşse de kapıdaki esnaftan öğrendiğimiz en kritik tüyoyu hemen uyguladık: Sinek kovucu sprey! Antik alana adım atar atmaz etrafınızı saran sineklere karşı bu tedbiri kesinlikle yanınızda getirmeli ya da girişte edinmelisiniz.
İçeriye ilk adımı attığınız an, o kadim tarih sizi kendi dünyasına çekiveriyor. Bir zamanlar bir deniz şehri olarak inşa edilen bu muazzam kıyı şeridinde, sütunlardaki ince işçilikleri ve mimari detayları izlemek adeta zamanda bir yolculuk. Ne var ki ziyaretçi kalabalığı ve zamanın kısıtlılığı sebebiyle her eserin önünde dilediğimce durup inceleme fırsatım olmadı. Özellikle Celsus Kütüphanesi tüm ihtişamıyla gecenin ve ziyaretçilerin odak noktasıydı. Fotoğraf çekilmek için uzun süre sıra beklemek gerekse de bu atmosferin bir parçası olmak son derece zevkliydi. Yine de biraz daha zamanım olsaydı, o taşlara tek tek dokunup tarihi solumayı çok isterdim.
Sosyal medyada viral olan o meşhur ışık gösterisinin saati yaklaştıkça kalabalığın yoğunluğu, artan insan sesleri ve bekleme süresi beni de çocukları da biraz gerdi. Gösteri 20.30’daydı ancak 20.00 itibarıyla ilk ışıklar yakıldı. İnsanlar sütunların üzerine, taşların arasına ya da yerlere oturarak heyecanla geri sayımı beklemeye başladı. Işıkları kontrol eden görevli, ortamı yumuşatmak için tatlı şakalarla geri sayımlar yaptırdı. Ve nihayet beklenen an geldi!
Ancak ışık gösterisi saat tutmamış olsam da yaklaşık 4-5 dakika gibi oldukça kısa bir sürede sona erdi. Gösterinin bitmesiyle tüm kalabalıktan aynı anda hayal kırıklığı dolu bir "Aaa, bu kadar mıydı?" nidası yükseldi. Keşke bu görsel şölen biraz daha uzun tutulsaydı ve kalabalığın izleme düzenine bir çözüm bulunsaydı; zira ayakta duranlar yüzünden yerlerde oturup saatlerce bekleyen birçok kişi gösteriyi doğru düzgün izleyemedi. Gösteriler seanslar halinde devam ediyor; imkânınız varsa daha sakin olacağını düşündüğüm 21.30 seansını tercih etmenizi öneririm.
Efes Antik Kenti’ni hem gece hem gündüz gözüyle tecrübe etmek kesinlikle muazzam bir duyguydu. Gecesi ayrı bir gizem ve tarih barındırırken, gündüzü o kadim havayı tüm çıplaklığıyla hissettiriyor. Gece ışıklandırmaları, eserlerin detaylarını ve ihtişamını çok daha çarpıcı bir şekilde ortaya çıkarıyor.
1 Ekim’e kadar devam edecek olan Gece Müzeciliği etkinliğini kaçırmayın ve bu tarihi atmosferi mutlaka yerinde yaşayın.
Gece Müzeciliği Ziyaret Detayları:
• Açık Günler: Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Cumartesi
• Ziyaret Saatleri: 19.00 – 23.00 (Son gişe girişi: 22.00)