Hayatta bazı şeylerin tek bir güne ya da haftaya sığdırılmasına hiçbir zaman ısınamadım. Belli günlerin sembolik olarak kutlanmasından ziyade, o günlerin temsil ettiği bilincin hayatın bütününe yayılmasına ve sürdürülebilir olmasına inananlardanım. Klişeleşmiş sloganların, süslü kampanyaların veya indirimlerin ötesinde; bu özel anlamların hayatın tam ortasında, eyleme dönüşmesinden yanayım.
Yine o tarihlerden birini geride bıraktık: 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü. Market zincirlerinin mama indirimleri, derneklerin özel projeleri, gelirleri sokak canlılarına aktarılan kermesler ve alışveriş sitelerinin "mama desteği" butonları... Şüphesiz hepsi çok kıymetli, şahane adımlar. O gün adeta sokak hayvanlarının bayramı gibi geçiyor. Çoluk çocuk, genç yaşlı herkesin elinde yaş ve kuru mamalarla sokak aralarında besleme yaptığına, can dostlarımızın yalnız kalmadığına tanıklık etmek gerçekten umut verici.
Fakat asıl mesele ertesi gün başlıyor.O günün coşkusu kutlama havasında geçen o güzel ablar maalesed sona erebiliyor.
Kampanyalar bittiğinde, ışıklar söndüğünde ve o yoğun eylem dalgası çekildiğinde; sokaktaki kedisi, köpeği, kuşu, börtü böceği yine aynı yalnızlıkla, açlık ve susuzlukla baş başa kalıyor. Sevgi ve sorumluluk, takvime bağlı bir görev değildir.
Kendimi bildim bileli sokak canlarını besliyorum. Bugüne dek elimden geldiğince dokunduğum, karnını doyurduğum canların sayısını hatırlamam imkânsız. On yılı aşkın süredir çantamda, arabamın sağ koltuğunda mutlaka bir paket mama; bagajımda ise kaplar ve su bulunduruyorum. Yolum nereye düşerse düşsün, karşıma çıkan bir canın gözündeki o minnet duygusunu görmek hem onları mutlu ediyor hem de benim ruhumu iyileştiriyor.
Şimdi önümüz kış; havalar soğuyor, yağışlar kapıda. Sadece 4 Ekim’de değil, senenin 365 günü o masum canları hatırlamamıza ihtiyaçları var. İmkanı, evi ve sağlığı uygun olan her vicdan sahibinin; özellikle hasta, yaşlı ve bakıma muhtaç bir canı sokaktan sahiplenerek ona yuva olmasını çok isterim.
Belediyelerin sokak hayvanlarına daha çok alan açıp bakımlarını gündeme daha çok getirmelerini istiyorum. Her mahallede bir halk besleme alanı kurulsa , kedi köpekler o besleme alanında olsa başında birkaç görevli halk belediye el ele verip iş birliği içinde o hayvanlara baksa beslemelerini bakımını gönüllü vatandaşlar da yapsa ne kadar güzel olur ,sokaklar artık hem insanlar hem de hayvanlar için güvenli değil bizlerde sokak hayvanlarının yaşam alanlarını bir nevi gasp edip betona ve yoğun araç trafiğine boğduk bu güzelim canlıların yaşam alanlarını daha güven dolu alanlar ile desteklemek bizlerin başlıca görevleri olmalı.
Özellikle kedilerin enerjisine çok inanırım. Girdikleri eve bereketi, huzuru ve şifayı da beraberinde getirirler. İnsanın ruhuna terapi gibi gelen bir varlıkları vardır. Yaratıcının bu sessiz, dilsiz kullarını bu dünyada kimsesiz bırakmayalım.
İmkanımız elverdiğince yanımızda bir kap mama, bir avuç sevgi taşıyalım. Hangi köşe başında hangi cana dokunup onun sessiz duasını alacağınızı, o duanın hayatınızı nasıl güzelleştireceğini asla bilemezsiniz.