Balıkesir’de bu seçim öyle sessiz sakin bir değişim olmadı; tam aksine, seçmen adeta “Ben yıllardır konuşuyorum ama duyulmuyorum galiba” diyerek sandığa küçük bir not iliştirdi:
“Ben böyle devam etmeyeceğim.”
Aslında her şey açıktı.
Şehrin kaldırımlarındaki yamalar, yollarındaki çukurlar, verilmiş ama unutulmuş sözler…
Ve elbette “Biz her zaman kazanırız” özgüveninin, zamanla “Nasıl olsa verirler” rehavetine dönüşmesi.
Balıkesir seçmeni işte tam bu noktada ince bir kinaye yaptı:
“Merak etmeyin, sizi üzmek istemem. Ama biraz da başkasının ne yapacağını görelim.”
Öyle ya, seçmen dediğin insan;
Bir gün gönlünü alırsın, ertesi gün nabzını yoklarsın.
Ama yıllarca “Sen zaten mecbursun” muamelesi yaparsan, o da bir gün sandığa gider ve sessizce defterin sayfasına kocaman bir X çeker.
Seçim gecesi bazıları şaşırdı.
“Nasıl kaybettik?” dediler.
Oysa cevabı Balıkesir çoktan vermişti:
“Ben değişikliğe hazırdım, siz değildiniz.”
Şehrin sokaklarında dolaşan söylentiler bile yeterince açık:
Vatandaş bıktırılmamış ama biraz ihmal edilmişti…
Duyulmamış, ama her şeyi duymuştu…
Sorulmamış, ama çoktan kararını vermişti…
Ve sandık, her zamanki sakin üslubuyla sonucu fısıldadı:
“Bu bir kızgınlık değil, bir hatırlatma.”
Kısacası Balıkesir, bu seçimde kimseyle kavga etmedi, kimseye öfke saçmadı.
Sadece kibarca kapıyı tıklatıp şöyle dedi:
“Ben biraz nefes alacağım. Siz de düşünün.”

YORUMLAR