Yurtta kalmaya ilk başladığım zamanlarda biraz zorlanmıştım. Aileden uzakta olmak, daha önce tanımadığım insanlarla aynı ortamı paylaşmak, başlarda insana oldukça farklı geliyor. Bana da ilk başlarda zor gelmişti. Fakat insan her şeye alıştığı gibi buna da zamanla alışıyor.
Yurda ilk geldiğim hafta benim için oldukça zorlayıcıydı. Telefonum yoktu ve ailemle konuşamıyordum, kimseyi de tanımadığım için biraz zorlandım. Böyle bir durumda aile özlemini oldukça fazla çekiyordum. Bir anda ailenden ayrılıyorsun, monoton bir hayattan çıkıp çok daha farklı bir hayata başlıyorsun. Bu zamanlarda insanın en büyük destekçisi genellikle aile oluyor ama benim o zamanlarda bırak ailemin yanımda olmasını, onlarla telefonla konuşamıyordum bile.
Hafta sonlarını, ara tatillerini hep iple çekerdim. Bir an önce eve gidip ailemle vakit geçirmek, onlara günlerimin nasıl geçtiğini anlatmak isterdim. Ben yurt ile birlikte ailenin önemini, aile sevgisini daha iyi anladım. Hatta zamanla yurdu da bir ev olarak görmeye başladım. Çünkü benim zamanımın çoğu orda, oradaki insanlarla geçiyordu.
Mesela en basitinden yurda geldiğim ilk zamanlar, yurttan çıkarken birisinin beni uğurlamaması bile bana garip gelmişti. Çoğu zaman kimsenin nereye gideceğimden haberi bile olmuyordu. Bu da yurt yaşamının, zorluklarının bir parçasıydı. Bana çok büyük bir eksiklik hissettirdi. Ama zamanla buna da alıştım.
Zamanında ‘’yabancı’’ olarak gördüğüm insanlar, şu anda en yakınlarımdan bazıları. Onlarla geçirdiğim zaman, ufak tefek olan tartışmalarımız, hepsi benim için oldukça değerli. Çünkü onlar artık benim yeni ailem oldu. Bence onları sevmemin veya sevmememin bir önemi yoktu artık. Eğer oradaki insanlarla vakit geçirmeye alışırsam, onları seversem yurt benim için katlanabilir bir yer olacaktı. Ama tam tersini yaparsam, yurt yaşamımın geri kalanına mutsuz ve isteksiz olarak devam edecektim. Benim size tavsiyem yeni insanlarla tanışmaya, onlarla vakit geçirip onları sevmeye çalışın. Eminim ki bu sizin hayatınızı oldukça kolaylaştıracaktır.
Benim için en büyük sorunlardan bir tanesi de yemek konusuydu. Ben et, sebze gibi şeyler tüketmeyen birisiyim. Evdeyken benim bu yeme-içme alışkanlıklarımı önemseyen, buna göre yemek yapan birisi varken, yurtta önüne ne yemek koyulursa, insan onu yemek zorunda kalıyor.
Yurttaki kurallar insanın hayatını büyük ölçüde değiştiriyor. İnsan konfor alanından çıkıp, düzenli bir hayata giriyor. Yurttaki kurallar, bireyin hayatını şekillendiren faktörlerden sadece bir tanesi. Yurttayken eşyalarını oraya buraya fırlatıp kafana göre davranamıyorsun. Ortak bir yaşam alanındasın ve başkalarının özel hayatını, onların da yaşam alanlarını işgal edemezsin.
Yurtta kalmanın bana kattığı pek çok şey var. Ama bunlardan en önemlisi bana sorumluluk sahibi olmayı öğretmesi. Ben yurt sayesinde kendi işlerimi kendim halletmeyi, bazı kararları tek başıma vermeyi öğrendim. Ben evdeyken en ufak bir fikrimi bile aileme danışır, onların da düşüncelerini dinlerdim. Ama artık çoğu işimi kendim hallediyor, kendime zaman ayırıyorum. Bazen her şey ve herkesten uzaklaşıp bireyin kendine de zaman ayırması gerekebiliyormuş. Mesela bu da yurdun bana kattığı güzel şeylerden sadece bir tanesi.
Belki de yurtlar bizi ailemizden uzaklaştırırken, kendimizi tanımamıza fırsat bulduğumuz bir yerdir.
Yurtta Yaşam
Necmiye Sema Işık
Yorumlar