Bazı haberleri okurken insanın dili tutuluyor. Ne söyleyeceğini, nasıl tepki vereceğini bilemiyor. Kırıkkale’nin Çelebi ilçesine bağlı Karaağaç köyünde yaşanan olay da tam olarak böyle…
İddiaya göre 25 yaşındaki bir kişi, babasından yaklaşık bir gündür haber alamadığını söyleyerek jandarmaya kayıp ihbarında bulundu. İlk bakışta endişeli bir evladın, kayıp babasını bulmaya çalıştığı düşünülebilirdi. Ancak soruşturma ilerledikçe ortaya çıkan tablo, insanın aklının almakta zorlanacağı kadar korkunçtu.
Jandarma ekipleri, ihbarda bulunan kişinin ifadelerinde çelişkiler tespit etti. Aramalar evin çevresinde yoğunlaştırıldı ve 55 yaşındaki Yusuf Ayan’ın cansız bedeni, evin eklentisindeki tuvalette bulundu. Üstelik Ayan’ın öldürüldükten sonra bedeninin parçalara ayrıldığı belirlendi.
İnsan ister istemez soruyor: Bir evlat, babasına bunu nasıl yapabilir?
Bir insanın hayatına son vermek başlı başına korkunçken, ardından bedeni parçalara ayırmak ve gizlemeye çalışmak nasıl bir ruh hâlinin sonucudur? Üstelik daha sonra kayıp ihbarında bulunarak gerçeği saklamaya çalışmak… Gerçekten akıl alır gibi değil.
Elbette olayın kesin ayrıntıları, nedeni ve varsa diğer kişilerin rolü devam eden soruşturma sonucunda ortaya çıkacak. Tutuklanan şüpheli hakkındaki nihai kararı da yargı verecek. Ancak kamuoyuna yansıyan iddialar bile insanın tüylerini ürpertmeye yetiyor.
Son yıllarda aile içinde yaşanan şiddet olaylarının giderek daha vahşi biçimlerde karşımıza çıkması büyük bir toplumsal soruna işaret ediyor. Anne, baba, eş, kardeş ya da çocuk… İnsanların en güvende olması gereken evler, zaman zaman en ağır suçların işlendiği mekânlara dönüşüyor.
Peki nasıl bu noktaya geliyoruz?
Biriken öfke mi, aile içindeki yıllardır çözülemeyen sorunlar mı, ekonomik sıkıntılar mı, psikolojik problemler mi? Bunların hiçbiri bir insanın öldürülmesini açıklayamaz, hele de mazur gösteremez. Ancak bu tür olayların önüne geçebilmek için yalnızca sonuçlara bakmak yetmez; cinayete giden sürecin de dikkatle incelenmesi gerekir.
Bu olayda en sarsıcı ayrıntılardan biri de şüphelinin bizzat kayıp ihbarında bulunmasıdır. Bir yandan babasının kayıp olduğunu söylemek, diğer yandan cesedin aynı evin eklentisinde bulunması… İnsan bu soğukkanlılık karşısında daha da şaşırıyor.
Jandarma ekiplerinin ifadelerdeki çelişkileri fark ederek aramaları derinleştirmesi, olayın ortaya çıkarılmasında belirleyici oldu. Tutuklanan Ö.A. cezaevine gönderilirken, olayla bağlantılı oldukları iddia edilen dört şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Şimdi herkes soruşturmanın sonucunu ve bu korkunç olayın neden yaşandığını bekliyor.
Fakat hangi gerekçe ortaya çıkarsa çıksın, bir gerçek değişmeyecek: Bir baba hayatını kaybetti, bir aile dağıldı ve küçük bir köy, uzun süre unutamayacağı bir vahşetle karşı karşıya kaldı.

YORUMLAR