İnsan bazen duyduğu bir olay karşısında ne söyleyeceğini gerçekten bilemiyor. İstanbul Kağıthane’de yaşanan bu olay da tam olarak böyle bir durum. Bir genç, saç tıraşını beğenmediği gerekçesiyle yaklaşık 10 gün sonra berberini bıçaklıyor. Üstelik iddiaya göre saldırı anlık bir öfkenin sonucu da değil. Günlerce düşünüyor, berberi takip ediyor, karşıdaki restoranda saatlerce bekliyor ve fırsatını bulduğu anda saldırıyor.
Bir saç tıraşı…
Alt tarafı beğenilmeyen bir saç modeli…
İnsan ister istemez soruyor: Gerçekten mesele yalnızca tıraş mıydı? Bir insan, beğenmediği saç kesimi nedeniyle başka bir insanın canına kastedecek noktaya nasıl gelebilir?
Berber Erhan Zengin’in anlattıkları olayın ne kadar ürkütücü olduğunu gözler önüne seriyor. Otuz yıldır mesleğini yapan bir esnaf, ilk kez böyle bir saldırıyla karşılaşıyor. Her gün yüzlerce berber, müşterilerinin isteklerine göre saç kesiyor. Kimi müşteri memnun kalıyor, kimi küçük düzeltmeler istiyor, kimi de bir daha aynı berbere gitmiyor. Normal olan budur. Beğenmediğinizi söylersiniz, düzeltilmesini istersiniz ya da başka bir berberi tercih edersiniz.
Ama bıçak nedir?
Günlerce takip etmek nedir?
Bir insanın hayatını, bir saç modeli yüzünden tehlikeye atmak nedir?
Olayın bir başka şaşırtıcı tarafı ise yaralanan berberin saldırgandan şikâyetçi olmaması. Erhan Zengin, gencin yaşının küçük olması ve ailesini tanıması nedeniyle şikâyetinden vazgeçtiğini söylüyor. Hatta aileye, “Kardeşinize sahip çıkın, bir rahatsızlığı varsa tedavi ettirin” diye sesleniyor.
Bu davranış, bir yandan büyük bir merhamet örneği olarak görülebilir. Ancak diğer yandan olayın ciddiyetini de unutmamak gerekiyor. Çünkü bugün bacağına gelen bıçak, yarın başka birinin hayati organına gelebilir. Bugün kendisini dükkâna atarak kurtulan berber, birkaç saniye geç kalsaydı belki çok daha ağır bir tabloyla karşılaşılacaktı.
Toplum olarak öfkemizi kontrol etmekte giderek daha fazla zorlanıyoruz. Trafikte yol verme meselesi, restoranda geciken sipariş, sosyal medyada yazılan bir yorum, komşudan gelen bir ses, beğenilmeyen bir saç tıraşı… Her şey bir anda kavga, tehdit ve şiddet gerekçesine dönüşebiliyor.
Oysa hiçbir memnuniyetsizlik, insan hayatından daha değerli değildir.
Saç yeniden uzar. Tıraş düzeltilir. Kötü bir model birkaç hafta sonra unutulur. Ancak bıçaklanan bir insanın yaşadığı korku kolay kolay geçmez. Güven duygusu geri gelmez. Birkaç saniyelik saldırı, hem saldırıya uğrayan kişinin hem de saldırganın hayatını kalıcı biçimde değiştirebilir.
Bu olaydan geriye yalnızca güvenlik kamerasına yansıyan görüntüler kalmamalı. Aileler, eğitimciler ve toplum olarak öfke kontrolünü, ruhsal sorunların tedavisini ve şiddetin sonuçlarını yeniden konuşmalıyız.
Çünkü mesele yalnızca bir berberin yaralanması değil.
Mesele, sıradan bir memnuniyetsizliğin bile nasıl ölümcül bir öfkeye dönüşebildiğidir.
İnsan gerçekten şaşırıyor: Bir saç tıraşı için bıçak çekilen bir noktaya nasıl geldik?

YORUMLAR