Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde çıkan yangının güvenlik kamerası görüntüleri, hepimizin üzerinde uzun uzun düşünmesi gereken bir gerçeği ortaya koydu. İddiaya göre bir kişi, otluk alanı çakmakla farklı noktalardan tutuşturdu. Alevler kısa sürede geniş bir alana yayıldı ve bir akaryakıt istasyonunun yakınına kadar ulaştı.
Olayın en ürkütücü tarafı, yangının büyüklüğü kadar çıkış şekliydi.
Bir insanın elindeki küçücük bir çakmak, birkaç dakika içinde bir mahallenin güvenliğini tehdit edebiliyor. Otların tutuşmasıyla başlayan yangın; evlere, araçlara, iş yerlerine ve akaryakıt istasyonuna sıçrayabilecek büyük bir felakete dönüşebiliyor. Ekiplerin havadan ve karadan yaklaşık 2,5 saat süren müdahalesi sayesinde yangın kontrol altına alındı. Ancak rüzgârın yönü değişseydi veya müdahale birkaç dakika gecikseydi, bugün çok daha ağır sonuçları konuşuyor olabilirdik.
Yangın denildiğinde çoğu zaman dikkatsizlik, yüksek sıcaklık, sigara izmariti veya elektrik arızası gibi ihtimalleri düşünüyoruz. Kasıtlı olarak çıkarıldığı belirlenen yangınlar ise başka bir toplumsal soruna işaret ediyor. Çünkü burada yalnızca doğaya verilen zarar değil, insanların hayatını tehlikeye atan bilinçli bir davranış söz konusu.
Otluk alanı tutuşturan kişi, belki attığı adımın nelere yol açacağını düşünmedi. Belki de düşündü ve buna rağmen yaptı. Her iki ihtimal de ciddi biçimde sorgulanmalıdır. Bir davranışın sonucunu öngörememek ayrı, sonucu bile bile hareket etmek çok daha ağır bir meseledir.
Yangınların yalnızca yanan alanla sınırlı kalmadığını unutmamak gerekiyor. Alevlerin ardından geriye zarar gören bitki örtüsü, kaçan veya hayatını kaybeden hayvanlar, korku yaşayan mahalle sakinleri ve saatlerce mücadele eden ekipler kalıyor. İtfaiyeciler, polisler, sağlık görevlileri ve diğer çalışanlar, bir kişinin sorumsuzluğu nedeniyle hayatlarını riske atıyor.
Bu olay aynı zamanda güvenlik kameralarının önemini de bir kez daha gösterdi. Görüntüler olmasaydı yangının nasıl başladığı belki uzun süre belirlenemeyecekti. Ancak mesele yalnızca suçluyu tespit etmekle bitmemeli. Asıl hedef, benzer olayların tekrar yaşanmasını önleyecek toplumsal bilinci ve caydırıcılığı oluşturmaktır.
Özellikle yaz aylarında kuruyan otlar, birkaç saniye içinde alev alabilecek hale geliyor. Böyle dönemlerde boş arazilerin düzenli olarak temizlenmesi, riskli alanların denetlenmesi ve akaryakıt istasyonları gibi kritik noktaların çevresinde daha sıkı önlemler alınması gerekiyor. Vatandaşların da şüpheli bir durum gördüğünde vakit kaybetmeden güvenlik birimlerine haber vermesi büyük önem taşıyor.
Bir yangını çıkarmak saniyeler sürebilir. Söndürmek ise saatler, verdiği zararı gidermek yıllar alabilir.
Yenimahalle’de yaşanan olay, bize bir kez daha şunu hatırlattı: Ateşle oynayan yalnızca otları yakmaz. Bir mahallenin huzurunu, doğanın dengesini ve insanların hayatını da tehlikeye atar.
Bir çakmağı yakmak kolaydır. Asıl zor olan, o ateşin büyüttüğü sorumluluğun altında kalmamaktır.

YORUMLAR