Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde yaşanan olay, güvenlik kamerasına yansıyan birkaç saniyelik korku görüntüsünden çok daha fazlasını anlatıyor. Aracına binmek isteyen bir vatandaşın, yavrularıyla birlikte çöp konteynerlerinin yanında bulunan anne ayıyla karşılaşması ve ardından yaşanan kovalamaca, yürekleri ağza getirdi.
Görüntülere ilk bakıldığında herkesin aklından aynı düşünce geçiyor: “Ya ayı vatandaşa yetişseydi?”
Bu son derece haklı ve insani bir endişe. Ancak olayın diğer tarafında da şu soruyu sormamız gerekiyor: Ayı neden ilçe merkezinde, çöp konteynerlerinin arasında yiyecek arıyordu?
Anne ayının vatandaşı kovalaması elbette hafife alınabilecek bir durum değil. Özellikle yanında yavruları bulunan yabani hayvanların daha korumacı ve saldırgan davranabildiği biliniyor. Ayı, karşısındaki kişiyi yavruları için bir tehdit olarak algılamış olabilir. Vatandaşın hızla bölgeden uzaklaşması muhtemel bir facianın önüne geçti.
Ancak burada yaşananları yalnızca “ayı saldırısı” başlığıyla okumak eksik kalır.
Karadeniz’in dağları, ormanları ve vadileri yaban hayvanlarının doğal yaşam alanlarıdır. İnsan yerleşimlerinin genişlemesi, orman içlerine yapılan yollar, kontrolsüz yapılaşma ve doğaya bırakılan yiyecek atıkları, yabani hayvanlarla insanları her geçen gün daha fazla karşı karşıya getiriyor. Özellikle ağzı açık bırakılan çöp konteynerleri, ayılar için kolay ulaşılabilir bir besin kaynağına dönüşüyor.
Bir kez yerleşim yerlerinde yiyecek bulmaya alışan ayı, aynı bölgeye tekrar tekrar gelebiliyor. Bu durum hem insanlar hem de hayvanlar açısından büyük tehlike oluşturuyor. Vatandaş yaralanabilir, korku ve panik yaşanabilir; diğer taraftan ayı da “tehlikeli hayvan” olarak görülerek doğal yaşamından koparılabilir.
O halde çözüm yalnızca ayıyı bölgeden uzaklaştırmak olmamalı.
Yerleşim alanlarında yabani hayvanların açamayacağı kapalı çöp konteynerleri kullanılmalı, çöpler düzenli şekilde toplanmalı ve yiyecek atıkları açıkta bırakılmamalıdır. Yaban hayatının yoğun olduğu bölgelerde uyarı levhaları artırılmalı, vatandaşlara ayıyla karşılaşıldığında nasıl hareket edilmesi gerektiği anlatılmalıdır. Ayrıca yaban hayvanlarının yerleşim alanlarına iniş nedenleri uzman ekipler tarafından düzenli olarak araştırılmalıdır.
Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerinin olayın ardından bölgede inceleme başlatması önemli bir adımdır. Ancak tedbirler yalnızca olay yaşandıktan sonra alınmamalı, benzer karşılaşmalar yaşanmadan önce kalıcı çözümler üretilmelidir.
Çamlıhemşin’deki görüntüler bize önemli bir gerçeği yeniden hatırlattı: Doğayla iç içe yaşamak yalnızca güzel manzaralar, temiz hava ve yeşil vadiler demek değildir. Aynı zamanda o doğayı paylaştığımız canlılara saygı duymayı ve gerekli önlemleri almayı da gerektirir.
Bu olayda vatandaş korkuyla kaçtı, anne ayı ise yavrularını korumaya çalıştı. Aslında iki taraf da kendince hayatta kalma mücadelesi verdi.
Şimdi bize düşen, yeni bir kovalamaca yaşanmadan şu soruya doğru cevabı bulmaktır:
Ayıları şehirlerden nasıl uzak tutarız değil, insanların ve yaban hayatının güvenli biçimde bir arada yaşayabileceği düzeni nasıl kurarız?

YORUMLAR