Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Nail Tikit

Bir Kadın Daha Öldürüldü, Bir Çocuğun Dünyası Daha Yıkıldı

Adana’da yaşanan olay, yalnızca bir kadın cinayeti olarak kayıtlara geçmeyecek. Bu olay, aynı zamanda 7 yaşındaki bir çocuğun hayatı boyunca unutamayacağı bir gecenin, parçalanan bir ailenin ve engellenemeyen şiddetin hikâyesi olarak hafızalarda kalacak.

Hatice Mine K., boşanma aşamasında olduğu eşi tarafından, kızının yanında uyuduğu sırada silahla öldürüldü. İddiaya göre genç kadının yüzü yastıkla kapatıldı ve başına ateş edildi. O sırada aynı odada bulunan küçük kız ise annesinin öldürülmesine tanıklık etti.

Bir çocuğun annesini bu şekilde kaybetmesi, birkaç cümleyle anlatılabilecek bir acı değildir. O çocuk, yalnızca annesiz kalmadı. Güven duygusunu, çocukluğunu ve geleceğe dair kurduğu pek çok hayali de o odada bıraktı.

Her kadın cinayetinin ardından benzer cümleleri duyuyoruz: “Boşanma aşamasındaydı”, “Barışmak istemedi”, “Ayrılma kararından vazgeçmedi.” Sanki bir kadının ayrılmak istemesi, kendi hayatıyla ilgili karar vermesi ya da mutsuz olduğu bir evliliği bitirmeye çalışması suçmuş gibi…

Oysa boşanmak istemek bir haktır. Şiddetten uzaklaşmak bir haktır. Yeni bir hayat kurmak bir haktır. Hiçbir erkek, bir kadının verdiği kararı kabul etmediği için onun yaşamına son verme hakkına sahip değildir.

Hatice Mine K.’nın ağabeyi, şüphelinin kumar oynadığını ve çok sayıda borcunun bulunduğunu ileri sürdü. Bu iddialar soruşturma sonunda netlik kazanacaktır. Ancak kumar, borç, kıskançlık, geçimsizlik ya da öfke… Hiçbiri cinayetin gerekçesi değildir. Hiçbir sorun, bir insanın öldürülmesini açıklayamaz veya hafifletemez.

Üstelik olayın şüphelisinin bir çarşı ve mahalle bekçisi olması, üzerinde ayrıca durulması gereken bir başka noktadır. Silah taşıyan ve kamu güvenliğini sağlamakla görevli bir kişinin, aile içinde şiddet iddiaları veya ağır anlaşmazlıklar bulunuyorsa daha yakından takip edilmesi gerekmez mi? Silahlı kamu görevlileriyle ilgili psikolojik değerlendirmeler ve risk analizleri daha sıkı yapılmamalı mı?

Kadına yönelik şiddet, yalnızca evin içinde yaşanan “aile meselesi” değildir. Bu, doğrudan toplumsal bir güvenlik sorunudur. Şiddet tehdidi altında bulunan kadınların korunması, boşanma sürecindeki çiftlerin risk bakımından değerlendirilmesi ve silaha erişimi bulunan kişilerin titizlikle izlenmesi hayati önem taşımaktadır.

Her cinayetin ardından soruşturma başlatılıyor, şüpheli yakalanıyor ve adli süreç ilerliyor. Ancak asıl mesele, cinayet işlendikten sonra failin yakalanması değil; cinayetin işlenmesini önlemektir.

Hatice Mine K. artık hayatta değil. Onun adına geri döndürülebilecek hiçbir şey yok. Fakat geride kalan çocuğun korunması, psikolojik destek alması ve bu travmayla yalnız bırakılmaması toplumun ve devletin sorumluluğundadır.

Bir kadın daha öldürüldü. Bir çocuk daha annesiz kaldı. Şimdi yine aynı soruyla karşı karşıyayız:

Bir sonraki cinayet yaşanmadan önce ne yapacağız?

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 + 5 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER