Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Melih Kadir Efe
Melih Kadir Efe

Kedinin Mamasına Göz Diken İnsanlık

Hırsızlığın küçüğü ya da büyüğü olur mu? Hukuken tartışılabilir, vicdanen ise cevabı çok nettir: Başkasına ait olanı izinsiz almak hırsızlıktır. Ancak Adana’nın Seyhan ilçesinde yaşanan olay, yalnızca bir hırsızlık vakası değil, insanlığın ne kadar küçülebileceğini gösteren ibretlik bir tablo olarak karşımızda duruyor.

Uzun süredir sokak hayvanlarını besleyen Adnan Acar, kendi imkânlarıyla kedi maması ve hayvan yemi satın alıyor. Aç kalan hayvanlar için mamaları ağaca asıyor, onlara güvenli bir yaşam alanı oluşturmaya çalışıyor. Fakat bir süredir mamaların sürekli kaybolduğunu fark ediyor. Bunun üzerine güvenlik kamerası taktırıyor ve gerçek ortaya çıkıyor: Bisikletiyle sokağa gelen kimliği belirsiz bir kişi, kedilerin mamalarını ve horozların yemlerini alarak uzaklaşıyor.

Üstelik bunun bir defaya mahsus olmadığı, yaklaşık bir yıldır her hafta düzenli şekilde tekrarlandığı öne sürülüyor.

İnsanın aklı almıyor. Bir kişi ne kadar çaresiz ya da ne kadar vicdansız olmalı ki sokaktaki aç hayvanların önündeki mamaya göz diksin? Daha da acısı, hayvanları besleyen vatandaşın, “Gelip istese zaten veririm” demesi. Yani burada açlıktan veya zorunluluktan kaynaklanan bir durumdan çok, iyilik amacıyla alınmış ürünleri fırsat bilerek çalma ihtimali öne çıkıyor.

Adnan Acar’ın öfkeyle söylediği “Çalıyorsan git büyük bir şey çal” sözleri elbette hırsızlığı teşvik eden bir ifade olarak değerlendirilmemeli. Bu sözler, yaşadığı çaresizliğin ve öfkenin dışa vurumudur. Aslında söylemek istediği şudur: “Bu kadar mı küçüldün? Aç hayvanların rızkına el uzatacak kadar mı vicdanını kaybettin?”

Sokak hayvanlarını besleyen insanların yaptığı iş yalnızca bir kaba mama bırakmak değildir. Onlar kimi zaman belediyelerin, kimi zaman kurumların eksik kaldığı yerde kendi bütçeleriyle bir canın hayatta kalmasına yardım ediyor. Aldıkları her paket mama, bir hayvanın birkaç gün daha aç kalmaması anlamına geliyor. O mamayı çalmak, yalnızca bir vatandaşın malını değil, savunmasız bir canlının yiyeceğini de çalmaktır.

Bu olayda düşündürücü olan bir başka nokta da suçun sıradanlaşmasıdır. Aynı kişi olduğu iddia edilen şahsın düzenli olarak bölgeye gelmesi, yakalanmadığı için davranışını sürdürmesi, “Nasıl olsa kimse bana bir şey yapmıyor” rahatlığını ortaya koyuyor. Küçük görülen suçlar karşılıksız kaldıkça büyür, alışkanlığa dönüşür ve toplumdaki güven duygusunu aşındırır.

Bugün kedi maması çalan, yarın başka birinin kapısındaki eşyaya, aracına ya da evine göz dikebilir. Bu nedenle mesele çalınan ürünün maddi değeri değildir. Mesele, bir kişinin başkasının emeğine ve savunmasız hayvanların hakkına göz dikmesidir.

Güvenlik kamerası görüntülerinin incelenmesi ve olayı gerçekleştiren kişinin bir an önce tespit edilmesi gerekiyor. Çünkü cezalandırılmayan her haksızlık, mağdurun öfkesini büyütürken suçu işleyene de cesaret verir.

Bir toplumun vicdanı, en güçsüz canlılara nasıl davrandığıyla ölçülür. Sokaktaki kedinin mamasını çalan kişi yalnızca bir paket yem almıyor; merhametten, dayanışmadan ve insanlıktan da bir parça götürüyor.

Asıl yoksulluk cebin boş olması değil, vicdanın tükenmesidir.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 + 2 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER