Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Nail Tikit

Bir Anne Kapıda, Bir Çocuk Nerede?

Hatay’ın Kumlu ilçesinde yaşayan 16 yaşındaki Hacer Dadıcı’dan günlerdir haber alınamıyor. Ailesinin düğünde bulunduğu sırada arkasında bir mektup bırakarak evden ayrılan genç kızın bulunması için jandarma ekipleri çalışma yürütüyor.

Bir haber metninde birkaç cümleyle anlatılabilecek bu olayın arkasında ise tarifsiz bir anne korkusu, cevapsız kalan telefonlar ve her geçen saat büyüyen bir endişe var.

Anne Saadet Dadıcı’nın, “Kızım beni görüyorsan, duyuyorsan Allah rızası için haber ver” sözleri yalnızca kendi evladına yapılmış bir çağrı değil. Bu sözler, çocuğunu bekleyen bütün anne ve babaların yüreğinden yükselen ortak bir feryat gibi…

Hacer henüz 16 yaşında. Kâğıt üzerinde genç, hayatın gerçekleri karşısında ise hâlâ bir çocuk. İnsanlara güvenmenin, söylenen her sözü doğru sanmanın ve karşısına çıkan tehlikeleri fark edememenin mümkün olduğu bir yaşta.

Anne, kızının saf, çabuk inanan ve kandırılmaya açık biri olduğunu söylüyor. Bu sözler bir çocuğu küçümsemek için değil, yaşanabilecek tehlikelerin büyüklüğünü anlatmak için kuruluyor.

Çünkü çocukların dünyasıyla yetişkinlerin dünyası aynı değil. Bir yetişkinin kolaylıkla fark edebileceği kötü niyeti, 16 yaşındaki bir genç fark edemeyebilir. Sevgi sandığı şeyin manipülasyon, arkadaşlık sandığı ilişkinin tehdit, özgürlük sandığı yolculuğun ise tehlikeli bir tuzak olduğunu anlayamayabilir.

Bu nedenle “Kendi isteğiyle evden ayrıldı” cümlesi, meseleyi kapatmaya yetmez. Henüz 18 yaşına ulaşmamış her çocuk, nerede olursa olsun korunması gereken bir bireydir.

Bugün çocuklar yalnızca sokaktaki yabancılarla değil, ekranın arkasındaki kimliği belirsiz kişilerle de karşı karşıya. Bir arkadaşlık isteği, masum görünen bir mesaj ya da “Seni anlayan tek kişi benim” cümlesi, savunmasız bir çocuğun hayatını değiştirebilir.

Kötü niyetli kişiler, çocukların aileleriyle yaşadığı sorunları, yalnızlıklarını ve anlaşılma ihtiyaçlarını kullanabilir. Burada ailelere büyük görev düşüyor. Ancak çözüm yalnızca telefonu yasaklamak, sosyal medya hesaplarını kapatmak veya çocuğu cezalandırmak değil. Asıl mesele, çocukların yaşadıkları herhangi bir sorunu korkmadan anlatabileceği güvenli bir aile ortamı oluşturabilmek.

Çocuk, hata yaptığında eve dönmekten korkmamalı. Birisi tarafından kandırıldığında ailesinin kendisini suçlayacağını değil, koruyacağını bilmeli. Çünkü korkutulan çocuk susar, anlaşılacağını bilen çocuk konuşur.

Evladı kayıp olan bir anne için saatler normal ilerlemez. Her telefon sesi bir umut, her sessizlik yeni bir korkudur. Kapının önünden geçen her adım, “Acaba geldi mi?” sorusunu beraberinde getirir. Gece olduğunda endişe daha da büyür. Hava soğuduğunda “Üşüyor mudur?”, yemek saati geldiğinde “Aç mıdır?” diye düşünülür.

Anne Saadet Dadıcı’nın sözlerindeki çaresizlik tam da budur. “Korkma, haber ver” diyor. Bu cümle çok önemli. Çünkü Hacer nerede olursa olsun, hangi nedenle evden ayrılmış olursa olsun, ailesinin onu beklediğini ve tek isteğinin sağ salim dönmesi olduğunu bilmeli.

Bir çocuk bazen verdiği kararın ardından geri dönmek ister ancak utanır. Tepki görmekten, cezalandırılmaktan veya çevresinin ne söyleyeceğinden korkar. Oysa hiçbir korku, bir ailenin yaşadığı bu belirsizlikten daha ağır değildir.

Böylesi durumlarda sosyal medya kullanıcılarına ve haberi paylaşan herkese de önemli sorumluluk düşüyor. Doğrulanmamış bilgiler yayılmamalı, aile suçlanmamalı, kayıp çocuk hakkında kırıcı ve yargılayıcı ifadeler kullanılmamalı.

Olayı bir dedikoduya veya izlenme malzemesine dönüştürmek yerine, resmi makamların çalışmalarına destek olunmalı. Hacer’i gören ya da nerede olduğunu bilen bir kişinin yapması gereken, bilgiyi sosyal medyada tartışmaya açmak değil, vakit kaybetmeden güvenlik güçlerine bildirmektir.

Çünkü bazen küçücük bir bilgi, bir çocuğun bulunmasını sağlayabilir.

Hacer, bu satırları bir şekilde görüyorsan bil ki annen seni bekliyor. Nerede olursan ol, ne yaşamış olursan ol, geri dönmek için geç değil.

Korktuysan yardım iste. Birinin yanında zorla tutuluyorsan güvenlik güçlerine, sağlık ekiplerine ya da güvendiğin bir yetişkine ulaş. Kendi isteğinle gittiysen de ailene en azından iyi olduğunu bildir.

Hiçbir sorun çözümsüz değildir. Hiçbir hata, bir çocuğun hayatından daha önemli değildir.

Şimdi bütün temenni, Hacer Dadıcı’nın sağ salim bulunması ve annesinin kapıda bekleyişinin güzel bir haberle sona ermesidir.

Çünkü bir anne için evlat yalnızca evin bir ferdi değildir.

Evin sesi, ışığı ve nefesidir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 + 7 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER