Şaşkınım…
Hem de tarifsiz bir şaşkınlık içindeyim.
Tam 19 yıl…
Dile kolay…
Bir bebeğin çöp konteynerinde bulunmasının üzerinden geçen 19 yılın ardından açılan davada mahkeme salonunda yine insanın yüreğini burkan cümleler duyduk.
“Hatırlamıyorum…”
Belki de duruşmanın en çok tekrarlanan sözü buydu.
Sanık ağlayarak yaşananları hatırlamadığını söyledi.
Avukatı, psikolojik sorunlardan, travmalardan, bayılmadan bahsetti.
Yakın arkadaşı, “Doğaya, yaşlılara, çocuklara karşı çok hassastır.” dedi.
Ancak dosyanın içinde unutulmayan başka gerçekler de var.
Göbek bağı kesilmemiş bir bebek…
Karton kutuya konulmuş bir beden…
Kağıt poşet…
Battaniye…
Çöp konteyneri…
Ve yıllarca faili meçhul kalan bir dosya…
İnsanın aklı almıyor.
Bir bebek, hayata gözlerini açtıktan sonra nasıl kendisini bir çöp konteynerinde bulabilir?
Bu sorunun cevabını sadece mahkeme verecek.
Ama vicdanın sorduğu sorular çok daha ağır.
Tanık polis memurunun “Biri öldürüp bırakmış diye düşündük.” sözleri, olayın ilk günündeki dehşeti yeniden gözler önüne seriyor.
Diğer tarafta ise bir arkadaş çıkıp, “Çocukları çok severdi.” diyor.
Hayat bazen işte böyle çelişkilerle dolu.
İnsan tek bir cümleyle anlatılamayacak kadar karmaşık bir varlık.
Fakat burada konuştuğumuz kişi yetişkin biri değil.
Daha hayata yeni gelmiş bir bebek.
Üstelik otopsi raporunda nefes aldığı belirtilen bir bebek…
Bugün herkes farklı bir pencereden bakıyor.
Kimisi psikolojik travmayı konuşuyor.
Kimisi adli tıp raporlarını.
Kimisi tanık ifadelerini.
Ancak ben başka bir noktaya takılıyorum.
Tam 19 yıl boyunca bu dosya sessiz kaldı.
Bir bebeğin hikâyesi, bir dosyanın raflarında bekledi.
Belki de en acısı buydu.
Adalet bazen geç gelir.
Ama gelmesi, hiç gelmemesinden iyidir.
Elbette son sözü mahkeme söyleyecek.
Deliller değerlendirilecek.
Bilirkişi raporları incelenecek.
Kimse mahkemenin yerine hüküm kuramaz.
Fakat bu dava bize bir gerçeği yeniden hatırlattı.
Bebekler konuşamaz.
Kendilerini savunamaz.
Haklarını arayamaz.
Onların sesi ancak vicdan olabilir.
İşte bu yüzden, bu davayı yalnızca bir ceza dosyası olarak görmek mümkün değil.
Bu, toplumun en masum canlara karşı sorumluluğunu sorgulatan bir vicdan sınavıdır.
Ve insan ister istemez aynı soruyu soruyor:
Bir bebeğin hikâyesi neden 19 yıl sonra yeniden konuşulmak zorunda kaldı?

YORUMLAR