Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Nail Tikit

Ormanın Sessiz Gezgini Japon Samuru

Doğanın bazı canlıları vardır; gürültüyle değil, varlığıyla öğretir. Japon samuru da onlardan biri. Ne aslan gibi kükreyerek dikkat çeker ne de kartal gibi gökyüzünde süzülür. O, Japon ormanlarının içinde sessizce dolaşır, fark edilmeden yaşar ama doğanın dengesinde hayati bir rol üstlenir.

Japon samuru, ilk bakışta sevimli bir memeli gibi görünür. Uzun gövdesi, çevik yapısı ve meraklı bakışlarıyla adeta ormanın küçük kaşifidir. Ancak bu sevimliliğin ardında inanılmaz bir uyum yeteneği yatar. Ağaçlara tırmanır, yerde avlanır, geceyle dosttur. Yani doğanın her koşuluna ayak uydurabilen gerçek bir hayatta kalma ustasıdır.

Modern insan için bu hayvanın asıl öğretici yanı da burada başlar. Japon samuru doğayı dönüştürmeye çalışmaz; ona uyum sağlar. Kendi alanını genişletmek için yakıp yıkmaz, tüketmez, talep etmez. İhtiyacı kadarını alır ve yoluna devam eder. Bizim “ilerleme” dediğimiz şeyin doğaya neye mal olduğunu düşününce, samurun bu sessiz tavrı insana ister istemez ders verir.

Japonya’da samur, ekosistemin gizli düzenleyicisidir. Kemirgen popülasyonunu kontrol eder, böceklerle beslenerek dengeyi korur. Yani varlığı fark edilmese bile yokluğu büyük bir boşluk yaratır. Doğada çoğu zaman en önemli olanlar, en görünür olanlar değildir. Samur da bunun canlı kanıtıdır.

Ne yazık ki Japon samuru da modern dünyanın baskısından payını alıyor. Ormanların daralması, şehirleşme, yollar ve insan müdahalesi onun yaşam alanlarını sessizce küçültüyor. O ise protesto etmiyor, ses çıkarmıyor. Sadece biraz daha içeriye, biraz daha derine çekiliyor. Ta ki çekilecek yer kalmayana kadar…

Belki de bu yüzden Japon samuru bana hep insanın doğayla ilişkisini hatırlatır. Gürültü yapmadan kaybolan şeyler, fark edildiğinde genellikle çok geç olur. Doğa bağırmaz, alarm vermez. Sadece yavaş yavaş eksilir.

Japon kültüründe doğaya saygının bu kadar güçlü olmasının sebebi de belki budur. Samur gibi canlılar, insanlara “hakim olmayı” değil, “birlikte var olmayı” öğretir. Güçlü olmak, her yere hükmetmek değildir; bazen geri çekilmeyi bilmek, sessiz kalabilmek ve iz bırakmadan yaşayabilmektir.

Japon samuru bize şunu hatırlatır:
Dünya, en çok sesi çıkanların değil, dengeyi koruyanların omuzlarında durur.

Ve belki de asıl mesele şudur:
Biz insanlar, bu sessiz öğretmenleri dinlemeyi ne zaman unuttuk?

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 + 3 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER