Akşam saatlerinde dışarı çıkıp bir şeyler yemek… Hepimiz için en sıradan, en masum ihtiyaçlardan biri. Bir çorba içmek, bir tost yemek, belki biraz nefes almak… Ama artık insanın aklına şu soru takılıyor: Gerçekten güvende miyiz?
Balıkesir’in Altıeylül ilçesinde yaşanan son olay, bu soruyu sadece akıllara değil, yüreklere de kazıdı. Bir tekel bayisine yönelik silahlı saldırı… Ama hedefte olmayan bir insanın, sadece orada bulunduğu için hayatını kaybetmesi… Üstelik bir akademisyen, bir araştırma görevlisi, bir genç insan… Semih Kaçmaz.
Düşünün… Siz sadece yemek yiyorsunuz. Kimseyle bir husumetiniz yok, kimseyle bir derdiniz yok. Ama başka bir yere sıkılan kurşun size geliyor. Bu artık “yanlış yerde bulunmak” değil. Bu, şehirdeki güvenlik hissinin ciddi şekilde sarsılması demek.
Balıkesir gibi sakinliğiyle bilinen bir şehirde yaşıyoruz. Hep öyle anlatıldı bize: “Burası huzurlu şehir.” Ama son zamanlarda art arda gelen bu olaylar, o huzurun ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. İnsan artık dışarı çıkarken iki kez düşünüyor. Kalabalık bir yerde otururken bile etrafına bakıyor. Bu normal değil.
Sorun sadece bir saldırı değil. Sorun, bu saldırıların artık hayatın ortasına kadar girmiş olması. Sokakta, okulda, dükkânda… Nerede olduğunun bir önemi kalmıyor. Çünkü tehlike, hedef gözetmeden yayılıyor.
Bir şehirde en önemli şey nedir? Yollar, binalar, yatırımlar mı? Hayır. Güvenlik. İnsan kendini güvende hissetmiyorsa, hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Ne ekonomi, ne sosyal hayat, ne de şehir kimliği…
Belki de artık şu soruyu daha yüksek sesle sormanın zamanı geldi:
Biz Balıkesir’de gerçekten güvende miyiz?
Çünkü dışarıda yemek yerken bile bunu düşünmek zorunda kalıyorsak, ortada ciddi bir sorun var demektir.

YORUMLAR