Bazen sessizlik, fırtınadan daha ürkütücüdür. Marmara’nın kalbinde, sakinliğiyle anılan Bandırma’da yerin derinliklerinde yüzyıllardır süren bir sessizlik var. Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki’nin son uyarıları, bu sessizliğin aslında birikmiş bir enerjinin habercisi olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Moriwaki, Bandırma çevresinde yaklaşık 350-400 yıldır kırılmayan bir fay hattı bulunduğunu söylüyor. Dört asır… Yani bizim neslimizden, dedelerimizden, onların da dedelerinden önce bu topraklarda büyük bir sarsıntı yaşanmamış. Oysa doğa, unutanı değil hatırlayanı sever. Zamanla biriken enerji, günü geldiğinde sessizliğini bozar.
Deprem Gerçeğini Erteleyemeyiz
Türkiye, depremlerin ülkesidir. Bunu artık herkes biliyor ama bilmek yetmiyor. Marmara’da, Ege’de, hatta İç Anadolu’da bile yer kabuğu sürekli hareket halinde. Moriwaki’nin Kırıkkale’deki konferansında vurguladığı gibi, “Hazırlıklı olmak, beklemekten daha güvenli.”
Ne kadar doğru bir söz… Çünkü bizde genellikle depremden sonra farkındalık artar, ardından yavaşça unuturuz. Oysa Japonya örneği gözümüzün önünde duruyor. Orada her evde acil çanta hazır, her çocuk okulda tatbikatla büyüyor. Bizde ise çoğu zaman prizde sallanan dolaplar, tavana asılmış avizeler hâlâ en büyük risk.
Bandırma İçin Uyarı Çanları
Moriwaki’nin sözlerinde özellikle Bandırma’yı anması, tesadüf değil. Gemlik’ten Balıkesir’e, Ayvalık’a uzanan o hattın kırılmamış olması, aslında doğanın “Ben hâlâ buradayım” demesi. Balıkesir merkez ve çevresi zaman zaman küçük sarsıntılarla enerji boşaltırken, Bandırma bu konuda sessizliğini koruyor.
Bu sessizlik, rahatlık değil, tam tersine uyarı anlamına geliyor. Bandırma’nın yeni yapılan binalarında denetimlerin, zemin etütlerinin ciddiyetle yapılması gerekiyor. Çünkü “bize bir şey olmaz” dediğimiz her an, risk biraz daha büyüyor.
Hazırlığın Gücü
Deprem öncesi hazırlık sadece bir çanta yapmak değil; bir bilinç oluşturmak meselesi. Evdeki eşyaların sabitlenmesi, aile bireylerinin nerede toplanacağını bilmesi, yerel yönetimlerin toplanma alanlarını güncel tutması hayat kurtarır. Moriwaki’nin önerdiği gibi, “Su, düdük, çikolata ve tuz” sadece sembolik değil, hayatta kalmanın temelidir.
Sessizliği Ciddiye Almak
Depremler ne zaman olacak, kimse kesin bilemez. Ama nerelerde olabileceğini doğa bize her gün söylüyor. Marmara, yıllardır birikmiş bir enerjiyle bizi sessizce izliyor. Bu sessizliği duyabilmek için uzman olmağa gerek yok; sadece kulak vermek, ciddiye almak yeterli.
Bandırma, bu sessizliğin tam üzerinde duruyor. Belki bugün değil, belki yarın da değil ama bir gün o enerji serbest kalacak. O gün geldiğinde hazırlıklı olanlar değil, önlem alanlar ayakta kalacak.

YORUMLAR