Dünya haritasına baktığınızda yukarıda, serin ve dingin bir noktada sizi karşılar Norveç. Uzak gibi görünür ama orada olup bitenler, hepimize bir şey anlatır aslında: Mutluluk, öyle uzakta aranan bir masal değildir. Belki de sade bir hayatın, güvenin, adaletin ve doğayla iç içe yaşamanın gerçek bir yansımasıdır.
Norveç’in “dünyanın en mutlu ülkesi” sıralamasında zirvede yer alması kimilerini şaşırtabilir. Uzun kışlar, karanlık günler, yüksek yaşam maliyeti… Ama yine de gülümseyen insanlar, boş sokaklarda huzurla yürüyen yaşlılar, parkta koşan çocuklar, metroda kitap okuyan gençler vardır bu ülkede. Çünkü Norveç’te mutluluk, yüzeyde değil; sistemin, insanların ve değerlerin tam kalbindedir.
Mutluluğu sadece ekonomik refahın getirdiğini sananlara Norveç başka bir şey anlatır. Bu ülkede zenginlik, sosyal adaletle el ele yürür. Eğitim eşitliği, çevre bilinci, güvenli şehirler ve şeffaf devlet yapısı… İnsanlar birbirine güvenir, yöneticilerine inanır ve çocuklarına iyi bir gelecek bırakacaklarına emindir.
Ama asıl mesele şu: Norveç mutluysa, biz neden olamıyoruz?
Bu soru can yakıcıdır çünkü cevabı biraz da kendi toplumumuza ayna tutmayı gerektirir. Belki bizim de yeni bir sayfa açmamız, mutlu olmayı yeniden tanımlamamız gerekiyordur. Kafamızı telefondan kaldırıp gökyüzüne bakmayı, çocuklara söz hakkı vermeyi, kadınları dinlemeyi, yaşlılara değer vermeyi... Belki de mesele Norveç’te değil, bizim neyi eksik yaptığımızda saklıdır.
Mutluluk bazen bir devlet politikasıdır, bazen bir kültürdür, ama en çok da bir tercihtir. Norveç bu tercihi yapmış ülkelerden biri. Sessizce, kimseyi yormadan, kimseye efendilik taslamadan...
Kuzeyin bu sakin ülkesi bize çok şey anlatıyor. Dinlemek isteyen için elbette.
Yorumlar