Kahramanmaraş’ta meydana gelen 4.4 büyüklüğündeki deprem sırasında bir vatandaşın restoranda video çekerken yaşadığı panik anları kameralara yansıdı. Aslında o görüntülerde hepimiz vardık.
Çünkü deprem, televizyon ekranlarında izlediğimiz bir haberden ibaret değil. Bir anda hayatın tam ortasına düşen, ne zaman geleceğini bilmediğimiz ve geldiğinde herkesi eşit şekilde yakalayan bir gerçek.
Birçoğumuz gün içinde onlarca plan yapıyoruz. Yarın ne yapacağımızı, gelecek hafta nereye gideceğimizi, birkaç ay sonra hangi hedeflere ulaşacağımızı konuşuyoruz. Ancak yerin kilometrelerce altında biriken enerjinin ne zaman açığa çıkacağını kimse bilmiyor.
İşte depremin en ürkütücü yanı da burada başlıyor.
Bilim insanları fay hatlarını belirleyebilir. Riskli bölgeleri açıklayabilir. Olası senaryoları ortaya koyabilir. Ancak hiç kimse depremin tam gününü, saatini ve dakikasını söyleyemez.
Bu nedenle depremle mücadele etmek, depremi tahmin etmeye çalışmaktan çok daha önemlidir.
Ne yazık ki toplum olarak depremleri genellikle yaşandıktan sonra konuşuyoruz. Birkaç gün boyunca herkes aynı konuya odaklanıyor. Uzmanlar ekranlara çıkıyor, sosyal medyada binlerce paylaşım yapılıyor. Sonra zaman geçiyor ve gündem değişiyor.
Ama fay hatları gündemi takip etmiyor.
Onlar sessizce beklemeye devam ediyor.
Kahramanmaraş’taki görüntüleri izlerken dikkatimi çeken şey sadece vatandaşın yaşadığı korku değildi. Asıl dikkat çeken, depremin gündelik hayatın en sıradan anında ortaya çıkmasıydı. Bir restoranda otururken, kahve içerken, iş yerinde çalışırken ya da çocuklarımızla vakit geçirirken…
Deprem randevu almıyor.
Bu yüzden hazırlıklı olmak bir tercih değil, zorunluluktur.
Evlerimizin dayanıklılığını sorgulamak, aile afet planları oluşturmak, acil durum çantası hazırlamak ve deprem bilincini canlı tutmak artık ertelenebilecek konular değil.
Özellikle Kahramanmaraş merkezli büyük depremlerin ardından Türkiye çok ağır bedeller ödedi. Binlerce insanımızı kaybettik. Milyonlarca vatandaşımız hayatını yeniden kurmak zorunda kaldı. Bu acılar bize önemli bir ders verdi: Deprem öldürmez, hazırlıksızlık öldürür.
Bugün Kahramanmaraş’ta yaşanan 4.4 büyüklüğündeki deprem büyük bir yıkıma neden olmamış olabilir. Ancak her sarsıntı bize aynı gerçeği yeniden hatırlatıyor.
Bu topraklarda deprem bir ihtimal değil, hayatın bir parçasıdır.
Önemli olan deprem olacak mı sorusu değil, olduğunda ne kadar hazır olacağımızdır.
Çünkü depremin ne zaman geleceğini bilmiyoruz.
Ama hazırlanmamız gerektiğini çok iyi biliyoruz.

YORUMLAR