Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde iki gün iki gece süren bir düğünde 35 koyun kesilmiş, gelin ve damada toplam 6 milyon lira değerinde takı takılmış. Binlerce kişinin katıldığı düğünde halaylar çekilmiş, sofralar kurulmuş, gelenekler yaşatılmış.
İlk bakışta bu tablo, büyük bir mutluluğun ve güçlü bir dayanışmanın göstergesi olarak değerlendirilebilir. İnsanların bir araya gelmesi, aynı sofrayı paylaşması, genç bir çiftin mutluluğuna ortak olması elbette güzeldir. Üstelik yöresel düğünler yalnızca iki insanın evlenmesi değil, aynı zamanda akrabaların, köylülerin ve dostların buluşması anlamına gelir.
Ancak rakamlar büyüdükçe insan ister istemez başka sorular da sormaya başlıyor.
Bir düğünde 35 koyun kesilmesi gerçekten gerekli midir? Bir çifte 6 milyon lira takı takılması mutluluğun ölçüsü müdür? Düğünler artık sevinçlerin paylaşıldığı törenler olmaktan çıkıp ekonomik gücün sergilendiği alanlara mı dönüşmektedir?
Türkiye’de pek çok genç, evlenebilmek için yıllarca para biriktiriyor. Bazıları düğün masrafları nedeniyle kredi çekiyor, bazıları evlilik hayalini erteliyor. Kirasını ödemekte zorlanan, ev eşyası alamayan veya iş bulamadığı için yuva kuramayan binlerce insan bulunuyor. Böyle bir ortamda milyonlarca liralık takıların ve günlerce süren düğünlerin haber olması doğal olarak dikkat çekiyor.
Elbette herkes kazancını istediği gibi harcama hakkına sahiptir. Kimseye düğünün nasıl yapılacağını söylemek doğru değildir. Fakat gelenek ile gösteriş arasındaki çizgiyi de iyi belirlemek gerekiyor.
Düğünde konuşanlar, “Önemli olan para değil, birlik ve beraberlik” diyor. Bu ifade son derece anlamlı. Ancak gerçekten önemli olan para değilse, neden düğünlerin en çok konuşulan bölümü takılan takıların miktarı oluyor? Neden mutluluğun büyüklüğü, kesilen hayvan sayısı ve takılan parayla anlatılıyor?
Asıl zenginlik, binlerce kişinin aynı halayda buluşmasıdır. Asıl değer, uzaktan gelen bir misafirin güzel bir şekilde ağırlanmasıdır. Asıl mutluluk, gelin ve damadın yıllar sonra düğünlerini borçlarıyla değil, güzel hatıralarıyla anmasıdır.
Gelenekler toplumları ayakta tutar. Fakat geleneklerin insanları ekonomik yarışa sürüklememesi gerekir. Çünkü bir köyde yapılan görkemli düğün, başka bir aile üzerinde “Biz de aynısını yapmalıyız” baskısı oluşturabilir. Maddi imkânı olmayan insanlar bile çevreye karşı mahcup olmamak için borçlanabilir.
Düğünler bir yarış değildir.
Kimin daha fazla altın taktığı, kimin daha çok yemek verdiği veya kimin düğününün daha kalabalık olduğu üzerinden mutluluk ölçülemez. Evlilik, gösterişli bir törenle değil; sevgi, anlayış, emek ve karşılıklı saygıyla devam eder.
Beytüşşebap’taki düğünde yaşanan birlik ve beraberlik elbette kıymetlidir. Kazasız, sorunsuz ve neşe içinde tamamlanması da sevindiricidir. Fakat bu tür haberleri yalnızca milyonluk takılar ve kesilen koyunlar üzerinden okumak yerine, düğün kültürümüzün hangi yöne doğru gittiğini de düşünmeliyiz.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:
Biz düğünlerde gençlerin mutluluğunu mu kutluyoruz, yoksa ekonomik gücümüzü mü sergiliyoruz?

YORUMLAR