Yalova’da yaşanan ve kamuoyunu derinden sarsan ölüm olayı, yalnızca bir adli dosya değil; aynı zamanda vicdanları, soruları ve çelişkileri içinde barındıran karmaşık bir tabloyu gözler önüne seriyor. Ünlü sanatçı Güllü’nün hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olayda, gözler bu kez şarkılara değil, ifadelerin satır aralarına çevrildi.
Tutuklu bulunan kızı Tuğyan Ülkem Gülter’in “Ben masumum” diyerek verdiği uzun ve detaylı ifade, olayın basit bir düşme vakası mı yoksa çok daha derin bir trajedi mi olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Bir Akşamın Saat Saat Anlatımı
İfadeye bakıldığında dikkat çeken ilk unsur, olay gecesinin neredeyse dakika dakika anlatılması. Alkol kullanımı, izlenen film, açılan müzikler, oynanan oyunlar… Her ayrıntı sanki “orada ne oldu?” sorusuna bir cevap bırakmak ister gibi.
Ancak tam da bu noktada şu soru beliriyor:
Bu kadar detay, gerçeği aydınlatmak için mi, yoksa bir boşluğu doldurmak için mi?
“Güm” Diye Gelen Ses ve Cevapsız Sorular
Gülter’in ifadesinde en kritik an, duyulduğu belirtilen “güm” sesi. O sesten sonra ne olduğu bilinmiyor. Annenin nasıl düştüğü, itilip itilmediği, dengesini mi kaybettiği hâlâ net değil.
Bilirkişi raporunda “dış kuvvet ve temas” ihtimali vurgulanırken, sanığın bunu kesin bir dille reddetmesi dosyayı daha da karmaşık hale getiriyor. Çünkü adalet, yalnızca sözlerle değil, delillerle konuşur.
Tanık mı, Sanık mı?
Olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu’nun verdiği ifadeler ile Gülter’in beyanları arasındaki çelişkiler ise soruşturmanın en kırılgan noktası. Tarafların birbirini suçlayan anlatımları, dosyanın “kimin doğruyu söylediği” değil, “hangisinin kanıtlanabildiği” üzerinden ilerleyeceğini gösteriyor.
Uyuşturucu iddiaları, geçmiş mesajlar, tanıkların sonradan değişen anlatımları… Hepsi bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo net değil; aksine daha bulanık.
“Ben Masumum” Demek Yetmez
Türkiye’de birçok davada duyduğumuz o cümle bu dosyada da karşımıza çıkıyor:
“Ben masumum.”
Ancak hukukta masumiyet, yalnızca bir iddia değil; ispatla güçlenen bir durumdur. Duygular, öfke anları, geçmişte atılmış mesajlar ve sosyal ilişkiler, mahkeme salonlarında tek başına yeterli olmaz.
Bu noktada karar verecek olan ne sosyal medya, ne kamuoyu, ne de köşe yazarlarıdır. Karar; delillerin, raporların ve çelişkilerin süzgecinden geçerek verilecektir.
Geride Kalan Bir Hayat
Bu dosyada en çok unutulan ise ne yazık ki hayatını kaybeden bir kadın, bir anne, bir sanatçı. Tartışmaların, savunmaların ve suçlamaların arasında kaybolan gerçek şu: Güllü artık yok.

YORUMLAR