Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Muharrem Özdemir
Muharrem Özdemir

Yusuf AKÇURA

Türk siyaset adamı ve tarihçi ile yazar olan Yusuf AKÇURA (1876 – 1935) meşhur Türk Hanlıklarından Kazan Hanlığı merkezi olan Kazan’ın Simbir şehrinde dünyaya geldi. Babasının vefatı üzerine annesiyle birlikte payitaht İstanbul’a göç etmek zorunda kalan Yusuf, öğrenim sürecini tamamlarken yaşadığı tevkif (hapis) edilme olaylarını Harbiye’yi bitirdikten sonra da Erkan-ı Harbiye sınıfına ayrılsa da Jön Türklerle ilgisi bulunduğu gerekçesiyle tekrar tevkifata uğrayıp arkadaşlarıyla birlikte Fizan’a sürülmek üzere Trablusgarp’a gönderildi. Oradan da Paris’e kaçıp Ecole Libre des Sciences Politigues (Siyasi Bilimler Okulu) kaydoldu ve tahsilini tamamladıktan sonra doğduğu şehir Kazan’a döndü.

Bilimsel Makalesi olan “Üç Tarz-ı Siyaset”i kaleme alıp yayımlanmak üzere Kahire’de çıkarılan “Türk” gazetesine gönderdi. II. Meşrutiyetin ilanına kadar Kazan’da kalarak çeşitli gazetelerde çıkan yazılarıyla Rusya’daki Türklerin mücadelelerine katıldığı gibi, oralardaki bir takım siyasi ve kültürel etkinliklere de ön ayak olarak “Cedîdciler” arasında yer aldı. “Rusya Müslümanları” adlı siyasi oluşuma fiilen katıldığından dolayı da Rus hükümeti tarafından AKÇURA’nın Duma’ya seçilmesini önlemek amacıyla 08 Mart 1906 tarihinde evine baskın yapılarak O’nu seçim sonuna kadar kırk üç gün hapsetti.

AKÇURA’nın İstanbul’daki çalışmalarının başlıcaları, bu yıllarda revaçta olan Türkçülükle ilgili derneklerin hemen hepsinin kurucuları içinde yer almasıdır. Türk Yurdu Cemiyeti’nin yayın organı olan “Türk Yurdu” dergisinin yayın müdürlüğünü yapması dikkati çeker. Bu bağlamda Türk Dünyasıyla da iletişimini sürdüren Yusuf; Rusya’daki Müslüman Türk – Tatar Halklarını Koruma Komitesi üyesi sıfatıyla İsviçre’deki Milletler Konferansına katılması da dikkatleri üzerine çekmesine neden olmuştur.

Yusuf AKÇURA, GENÇLİĞİNDE BİLHASSA AMCASI İbrahim AKÇURA’dan etkilenmiş ve onun zengin kütüphanesi ile geniş çevresinden yararlanmıştır. Türk kültürü ve tarihine dair eserlerle Paris’teki tahsili sırasında elde ettiği bilgiler ile kazandığı donanım sayesinde siyasi ve düşünsel sahada milliyetçiliği ve Türkçülüğü benimsemiştir. Türkçülük hakkındaki düşünceleri, gençliğinde Rusya Türkleri arasında yaşarken daha çok hissi ağırlıklı iken bir süre sonra Paris’te hoca ve arkadaşlarının etkisiyle gelişip olgunlaşmış ve asıl hüviyetini orada kazanmıştır.

Üç Tarz-ı Siyaset (Osmanlıcılık – İslamcılık – Türkçülük) anlayış ve iddiasında Paris’teki Siyasi Bilimler Okulu’ndan mezuniyeti için “Osmanlı Devleti Teşkilat Tarihi Üzerine Bir Deneme” tezini hazırlarken Jön Türklerin uğrunda çalıştıkları bir Osmanlı Milleti oluşturma hareketinin sonuçsuz kalmaya mahkûm bir çaba olduğu,  devleti kurtarmak için milliyetçilikten başka çıkar bir yol bulunmadığı sonucuna varmıştır.

Mondros Mütarekesinden sonra İstanbul’u işgal eden İngilizler tarafından 1919 yılı sonlarında tutuklandı. Serbest bırakılınca da Anadolu’daki Milli Mücadele hareketine katılmak üzere İstanbul’dan ayrılarak Ankara’ya ulaşmayı başardı ve Cumhuriyetin ilanından sonra Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yakın çevresinde yer alarak İstanbul Milletvekili sıfatıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girip ölünceye kadar meclisteki yerini korudu. Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nde çalıştı ve 1932 yılında (Türk Tarih Kurumu)  başkanlığına seçilip vefatına kadar da bu görevi yürüttü.

Bu gün devlet yetkililerimizin Türk Dünyasının birlik ile beraberlik ve dayanışma ile yardımlaşma, kaynaklarını birlikte değerlendirme ile çok çok devlet ama tek bir millet olabilme eğilimindeki “Dilde, Düşüncede ve Eylemde Birlik” düşüncelerine hak verip beğeneceğinizi düşünüyorum.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 + 1 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER