- Kırık kalp sendromu
Şiddetli duygusal veya fiziksel stres, kalbin geçici olarak zayıflamasına yol açabilen Takotsubo sendromuyla ilişkilendiriliyor.
“Kırık kalp sendromu” olarak da bilinen bu tabloda kalbin pompalama gücü geçici olarak azalabiliyor. Stres sırasında yükselen adrenalin ve benzeri hormonların bu süreçte rol oynayabileceği düşünülüyor. Çoğu kişi iyileşse de bazı durumlarda ciddi komplikasyonlar görülebiliyor.
- Kalbe giden kan akışı etkilenebilir
Yoğun psikolojik stres bazı kişilerde göğüs ağrısı ve kalbe giden kan akımında azalma ile ilişkilendirilebiliyor.
Stres kaynaklı kalp iskemisi olarak tanımlanan bu durumun kalp hastalığı bulunan kişiler açısından daha dikkatli takip edilmesi gerekiyor. Araştırmalarda kadınların psikolojik strese bağlı bazı kalp sorunlarına karşı daha hassas olabileceği belirtiliyor.
- Yüksek tansiyon
Kronik stres sırasında kortizol ve adrenalin gibi stres hormonlarının seviyeleri artabiliyor.
Bu hormonlar kalp atış hızını ve kan basıncını yükseltebiliyor. Stresin uzun süre devam etmesi ise yüksek tansiyonun kontrolünü zorlaştırabiliyor ve kalp-damar sağlığı üzerinde ek yük oluşturabiliyor.
- Kan şekeri yükselebilir
Stres hormonları yalnızca kalp ve tansiyonu değil, kan şekeri seviyelerini de etkileyebiliyor.
Epinefrin ve kortizolün artması, kandaki glikoz seviyesinin yükselmesine neden olabiliyor. Bu durum özellikle prediyabeti veya diyabeti bulunan kişilerde daha belirgin hale gelebiliyor.
Kan şekeri takibi yapan kişilerin stresli dönemlerde değerlerindeki değişikliklere dikkat etmesi önem taşıyor.
- Uykusuzluğa yol açabilir
Stresin en sık görülen etkilerinden biri uyku düzeninin bozulması.
Zihnin sürekli meşgul olması, kaygı ve gerginlik uykuya dalmayı zorlaştırabilirken gece sık sık uyanmaya da neden olabiliyor.
Uyku probleminin uzun süre devam etmesi halinde profesyonel destek alınması öneriliyor.
- Kaygı belirtilerini artırabilir
Uzun süren stres bazı kişilerde kaygı belirtilerinin ortaya çıkmasına veya mevcut şikâyetlerin ağırlaşmasına yol açabiliyor.
Stresle ilişkili kaygı belirtileri arasında:
- Çarpıntı
- Göğüste baskı hissi
- Uykusuzluk
- Ağız kuruluğu
- Sürekli endişe yer alabiliyor.
Nefes egzersizleri, meditasyon, düzenli hareket, kaliteli uyku ve sosyal destek stresin yönetilmesine yardımcı olabiliyor.
- Depresyonla ilişkilendiriliyor
Akut veya uzun süreli stresin ruh hali üzerinde de önemli etkileri bulunuyor.
Çevresel faktörler, kortizol düzeyindeki değişimler ve beyindeki stres yanıtlarının uzun süre aktif kalması depresif belirtilerle ilişkilendiriliyor.
Uzun süre devam eden isteksizlik, mutsuzluk veya günlük işlevlerde belirgin bozulma yaşanması halinde bir sağlık uzmanına başvurulması önem taşıyor.
- Ağrı algısını değiştirebilir
Stres ve kaygı, kişinin ağrıyı algılama biçimini de etkileyebiliyor.
Araştırmalar, uzun süreli stres yaşayan kişilerde ağrı işleme mekanizmalarının değişebildiğini ve bazı ağrıların daha yoğun hissedilebildiğini ortaya koyuyor. Baş, boyun, sırt ve kas ağrılarının stresli dönemlerde artması bu nedenle görülebiliyor.
- Vücutta iltihaplanmayı artırabilir
Kronik stresin vücuttaki bazı inflamasyon belirteçlerinin artışıyla ilişkili olduğu biliniyor.
İnterlökin-6, C-reaktif protein ve fibrinojen gibi maddelerin stres dönemlerinde yükselebileceği belirtiliyor.
Kısa süreli inflamasyon vücudun doğal savunma mekanizmalarından biri olsa da uzun süreli hale geldiğinde kalp hastalığı ve diyabet gibi çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilebiliyor.
- Bulantı, mide ekşimesi ve ishal
Stresin en çok etkilediği sistemlerden biri de sindirim sistemi.
Beyin ile bağırsaklar arasındaki güçlü iletişim nedeniyle yoğun stres dönemlerinde:
- Mide bulantısı
- Mide ekşimesi
- Karın ağrısı
- İshal
- Sindirim düzensizlikleri gibi şikayetler görülebiliyor.
Stres hormonları ve sindirim sistemine giden kan akışındaki değişiklikler bağırsak hareketlerini etkileyebiliyor.
HABER MERKEZİ





