Geçen yaz yaşanan o büyük yangını hatırlıyoruz… Günlerce süren alevler sadece ağaçları değil, insanların umutlarını da yakıp geçmişti. Sakarya’nın Geyve ilçesinde başlayıp Osmaneli tarafına kadar ulaşan yangında binlerce hektarlık alan küle dönmüş, köyler zarar görmüş, doğa adeta sessizliğe bürünmüştü. O günlerde herkes aynı soruyu soruyordu: “Bu orman yeniden canlanabilecek mi?”
Doğa ise cevabını kendi diliyle verdi.
Bugün yangının izlerini taşıyan topraklarda bu kez bambaşka bir hareketlilik var. Küllerin arasından çıkan kuzugöbeği mantarları, hem doğanın direncini hem de köylünün yeniden ayağa kalkma mücadelesini simgeliyor. Bir zamanlar siyaha bürünen alanlarda şimdi insanlar ellerinde sepetlerle mantar topluyor.
Üstelik sıradan bir mantardan bahsetmiyoruz. Tazesinin kilosu bin liraya, kurusunun ise 7 bin 500 liraya kadar ulaştığı kuzugöbeği, bölge halkı için adeta altın değerinde. Özellikle yangından etkilenen Borcak, Büyükyenice ve Kızılöz çevresinde yaşayan vatandaşlar için bu mantar sadece ekonomik kazanç değil, aynı zamanda moral kaynağı olmuş durumda.
Yöre halkından Recep Apak’ın anlattıkları aslında çok şey söylüyor. “Sanki biri ekmiş gibi mantar vardı” diyor. Belki de doğa gerçekten kendini iyileştirmenin yolunu biliyor. Yangının bıraktığı küller, toprağın altındaki yaşamı farklı bir biçimde harekete geçirmiş olabilir. Bilim insanları bunu uzun uzun açıklar belki ama köylünün dili daha sade: “Yangın sonrası mantar fışkırdı.”
Bu hikâyede dikkatimi çeken sadece mantarın ekonomik değeri değil. İnsanların yeniden umutla toprağa dönmesi… Çünkü Anadolu’da toprak sadece geçim kaynağı değildir; aynı zamanda sabrın, emeğin ve yeniden başlamanın sembolüdür.
Bir başka güzel detay ise kuzugöbeğinin sofralardaki yolculuğu. Soğanlı kavurması, yumurtalısı, kaşarlısı, hatta dolması… Yokluk zamanlarında bile üretmeyi bilen Anadolu insanı, doğanın sunduğu nimeti yine en güzel şekilde değerlendirmeyi başarıyor.
Belki de bu hikâyenin en önemli tarafı şu: Doğa bazen yaralarını kendi sarıyor ama insanın o iyileşmeyi görebilmesi için sabretmesi gerekiyor.
Bir yıl önce simsiyah görüntülerle hafızalara kazınan o topraklarda bugün yeniden hayat var. Ve bu hayat, bazen küçücük bir mantarın içinde bile filizlenebiliyor.

YORUMLAR