Bir görüntü düşüyor sosyal medyaya… Bir çocuk, kendisinden büyükler tarafından köşeye sıkıştırılıyor, darp ediliyor ve o anlar kayda alınıyor. Üstelik bu görüntüler bir “içerik” gibi dolaşıma sokuluyor. Ortaca’da yaşandığı iddia edilen bu olay, aslında uzun süredir büyüyen bir sorunun artık gizlenemez hale geldiğini gösteriyor.
Akran zorbalığı artık sadece okul bahçelerinde yaşanan küçük tartışmalar değil. Planlanan, kaydedilen ve tehdit unsuru haline getirilen bir şiddet biçimine dönüşmüş durumda. Bir çocuğun başka bir çocuğa zarar vermesi bile başlı başına ağır bir durumken, bunu kameraya almak ve yaymak, şiddeti adeta bir gösteriye çeviriyor.
Burada asıl sorulması gereken soru şu: Bir çocuk, yaptığı şiddeti neden kaydetmek ister? Çünkü içinde bulunduğumuz dünyada görünür olmak, ne yazık ki değer görmekle eşdeğer hale geldi. Beğeni, izlenme, konuşulma arzusu; yanlış ile doğru arasındaki çizgiyi silikleştiriyor. Şiddet bile bu uğurda bir araç haline gelebiliyor.
Ancak mesele yalnızca o görüntülerdeki çocuklar değil. Bu davranışın arkasında çok daha geniş bir toplumsal zemin var. Şiddetin normalleştiği, hakaretin sıradanlaştığı, linç kültürünün alkışlandığı bir ortamda büyüyen çocukların empati kurmasını beklemek zorlaşıyor. Onlar aslında gördüklerini tekrar ediyor.
Bir de izleyenler var. O anları kayda alan kişi, videoyu yayanlar ve sessiz kalanlar… Her biri bu şiddetin bir parçası haline geliyor. Çünkü şiddet sadece uygulayanın değil, görmezden gelenin de sorumluluğunda büyür.
Velilerin tedirginliği de tam olarak buradan kaynaklanıyor. Artık çocuklarını sadece dış tehlikelere karşı değil, kendi akranlarından gelebilecek zarar karşısında da korumaya çalışıyorlar. Bu tür olaylar yalnızca o anla sınırlı kalmıyor; mağdur çocuk için uzun yıllar sürebilecek psikolojik yaralar bırakıyor.
Her olaydan sonra “yetkililer harekete geçecek mi?” sorusu soruluyor. Elbette geçmeli. Ancak bu sorunun çözümü sadece cezalarla sınırlı değil. Eğitimden aile yapısına, dijital dünyadan sosyal ilişkilere kadar geniş bir alanda değişim gerekiyor. Çocuklara sadece akademik bilgi değil, empati, saygı ve sınır bilinci de kazandırılmalı.
Bugün izlediğimiz o görüntü, yarının daha büyük sorunlarının habercisi olabilir. Eğer hâlâ bunu basit bir olay gibi görüyorsak, yanılıyoruz. Çünkü şiddet bir kez başladığında, sessizlikle beslenir.
Ve en acısı şu: O görüntülerde yere düşen sadece bir çocuk değil, toplumun vicdanıdır.

YORUMLAR