Bir insana ilgi duymak başka şeydir, onu kendine ait görmek başka…
Son günlerde yine yüreğimizi yakan bir haberle karşı karşıyayız. İddiaya göre bir kişi, platonik aşık olduğu genç kadını sokak ortasında bıçakladı. Bir kez daha “aşk” adı altında işlenen korkunç bir şiddet olayıyla yüz yüzeyiz.
Ama artık bazı kavramları doğru kullanmak zorundayız.
Bu aşk değil.
Bu sevgi hiç değil.
Bu, hastalıklı bir takıntı ve kontrol etme arzusu.
Gerçek sevgi, karşısındaki insanın hayatına saygı duyar. Onun kararlarını kabul eder. “Hayır” cevabını duyduğunda öfkeye dönüşmez. Bir insan sizi sevmiyor diye ona zarar vermek istemezsiniz. Çünkü sevgi yaşatır, saplantı ise yok eder.
Ne yazık ki toplum olarak yıllardır zehirli bir anlayışın içinde büyütülüyoruz. “Onsuz yaşayamam”, “ya benimsin ya toprağın”, “çok sevdiği için yaptı” gibi cümleler romantikleştiriliyor. Filmlerde, dizilerde, sosyal medyada saplantılı davranışlar çoğu zaman aşk gibi gösteriliyor. Oysa bunların sonu bazen tehdit, bazen şiddet, bazen de cinayet oluyor.
Bir kadının sokakta yürürken korkmak zorunda olmadığı bir toplum kuramadık.
Bir genç kızın “beni rahat bırak” dediği için saldırıya uğramadığı bir düzen oluşturamadık.
Ve her olaydan sonra birkaç gün konuşup unutmaya devam ettik.
Oysa mesele sadece bir asayiş haberi değil. Bu olaylar, toplumun kadınlara bakışındaki çarpıklığın aynasıdır. Bir insanın, karşılık bulamayan hisleri nedeniyle başka bir insanın hayatına saldırma hakkını kendinde görmesi kabul edilemez.
Kimse kimsenin sahibi değildir.
Hiçbir reddediliş, şiddetin bahanesi olamaz.
Ve hiçbir saldırgan, “sevdiği için yaptı” cümlesinin arkasına saklanmamalıdır.
Artık “platonik aşk” adı altında işlenen şiddeti romantikleştirmeyi bırakmalıyız. Çünkü aşk dediğiniz şey, bir insanı korkutmaz. Yaralamaz. Susturmaz.
Aşk yaşatır.
Takıntı ise öldürür.

YORUMLAR