Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Melih Kadir Efe

Bayramın Unutulmayan Gelenekleri

Bayram yaklaşırken insanın içini saran o tatlı telaş vardır. Sanki evin duvarları bile bayramın geldiğini hisseder. Mutfakta hazırlanan şekerler, salona yayılan kolonya kokusu, dolaplardan çıkarılan bayramlık kıyafetler… Bayram, sadece takvimdeki bir gün değildir; aynı zamanda çocukluğumuzun en güzel hatıralarından biridir.

Her bayram öncesinde evlerde hazırlanan çikolata ve şekerler, bayramların en önemli simgelerinden biri olarak karşımıza çıkar. Misafirler için özenle hazırlanan bu ikramlar, özellikle çocukların bayram sevincini artıran en tatlı detaydır. Kapı kapı dolaşıp şeker toplayan çocukların gözlerindeki mutluluk, bayramın en gerçek ve en masum tarafını gösterir.

Bayramların bir diğer vazgeçilmez geleneği ise kolonya ikramıdır. Bugün bize oldukça sıradan gibi görünen kolonya, Osmanlı döneminde ülkeye yeni ulaştığı zamanlarda oldukça pahalı bir üründü. Bu yüzden misafire kolonya ikram etmek, ona verilen değerin bir göstergesi olarak görülürdü. Çoğu evde bu görevi genellikle evin en küçüğü üstlenirdi. Küçük bir çocuğun misafirin avucuna kolonya dökmesi, bayramın en zarif geleneklerinden biri olarak hâlâ hafızalarımızda yer alır.

Bayram sabahlarının ayrı bir büyüsü vardır. Bayram namazından dönen babaların eve getirdiği sıcak ekmek kokusu, o sabahın en özel anlarından biridir. Evde herkes yavaş yavaş uyanır, çocuklar heyecanla bayramlık kıyafetlerini giyer. Ardından tüm aile büyük bir kahvaltı sofrasında buluşur. Bu sofralar yalnızca bir kahvaltı değil, aynı zamanda ailenin bir araya geldiği küçük bir bayram şölenidir.

Bayramların en anlamlı taraflarından biri de büyüklerin elini öpmektir. Bu gelenek, büyüklere duyulan saygının en güzel ifadesidir. El öpüp alnımıza götürmek aslında sessiz bir cümledir: “Başımın üstünde yerin var.” Belki de bayramların bize öğrettiği en önemli şey, sevgi ve saygının nesilden nesile aktarılmasıdır.

Bayram hazırlıkları denildiğinde akla gelen ilk şeylerden biri de bayram temizliğidir. Eskiden bayram yaklaşırken evlerde büyük bir temizlik telaşı başlardı. Camlar silinir, koltuklar yıkanır, mutfak ve banyolar pırıl pırıl yapılırdı. Bu temizlik bazen üç dört gün sürer, komşular birbirine yardım ederdi. Yorucu bir işin ardından içilen bir fincan Türk kahvesi ise bu emeğin küçük bir ödülü olurdu.

Çocukların bayramdan beklediği en büyük sürpriz ise hiç şüphesiz bayram harçlığıdır. Büyüklerin elini öptükten sonra çoğu zaman bir mendilin içinde verilen o küçük para, çocuklar için büyük bir mutluluk kaynağıdır. O harçlık sadece bir para değil, aynı zamanda bayramın heyecanını ve sevincini simgeler.

Bugün hayatın temposu değişmiş olabilir. Bayram ziyaretleri eskisi kadar uzun sürmeyebilir, bazı gelenekler biraz daha sadeleşmiş olabilir. Ama yine de bayramların ruhu değişmiyor. Çünkü bayram, aslında aynı sofrada buluşmak, büyükleri hatırlamak ve çocukların yüzünde bir tebessüm oluşturabilmektir.

Belki de bayramın en güzel tarafı tam da budur: İnsanların birbirine yeniden hatırlattığı sevgi. Çünkü bazı duygular vardır; onları yaşatmanın tek yolu gelenekleri sürdürmektir. Bayramlar da işte tam olarak bunun için vardır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

9 + 2 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER