Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde yaşanan acı olayın ardından geriye bir babanın cenaze aracının kapısına dayanarak söylediği şu söz kaldı:
“Yavrum nereye gidiyorsun, kalksana…”
Bazı cümleler vardır, yalnızca söylendiği anı değil, okuyan herkesin yüreğini de parçalar. Bir babanın evladına son kez seslenişi olan bu sözlerin karşısında insan ne söyleyeceğini, nasıl teselli vereceğini bilemiyor.
Henüz 20 yaşında bir genç…
Hayatının başında, kuracağı hayallerin, yaşayacağı sevinçlerin ve önünde uzanan yılların eşiğindeyken yaşamını yitirdi. Olayın ayrıntıları elbette adli makamlar tarafından araştırılacak. Ancak bu tür acıların ardından yalnızca “Ne oldu?” sorusunu sormak yeterli değildir.
“Biz neyi fark edemedik?” sorusunu da sormamız gerekir.
Bir insanın içinde yaşadığı acıyı dışarıdan görmek her zaman mümkün olmayabilir. Gülümseyen, sohbet eden, günlük hayatına devam eden bir kişi, kimseye anlatamadığı ağır duygularla mücadele ediyor olabilir. Bu nedenle ailelerin, arkadaşların, öğretmenlerin ve çevredeki herkesin davranış değişikliklerini önemsemesi büyük önem taşır.
İçe kapanma, umutsuz konuşmalar, hayattan uzaklaşma, vedalaşmayı andıran sözler ya da alışılmadık davranışlar görmezden gelinmemelidir. Böyle durumlarda “Geçer”, “Dikkat çekmek istiyor” ya da “Bir şeyi yoktur” demek yerine kişinin yanında durmak ve uzman desteğine ulaşmasını sağlamak gerekir.
Ruhsal sıkıntılar ayıp değildir. Yardım istemek de güçsüzlük değildir.
Toplum olarak fiziksel rahatsızlıklar karşısında doktora gitmeyi normal görürken, ruhsal sorunlar söz konusu olduğunda hâlâ susmayı tercih ediyoruz. İnsanlar yargılanmaktan, anlaşılmamaktan veya küçümsenmekten korktuğu için yaşadıklarını saklayabiliyor.
Oysa bazen bir kişinin gerçekten dinlenmesi, “Yanındayım” denilmesi ve profesyonel destek almaya yönlendirilmesi hayati önem taşıyabilir.
Bu acı olayın ardından bir babanın feryadı hafızalarda kalacak. Fakat bu feryat yalnızca bir ailenin değil, hepimizin duyması gereken bir çağrı olmalıdır.
Gençleri dinleyelim.
Onların suskunluklarını, davranışlarını ve yardım çağrılarını önemseyelim. Çünkü bazı acılar yaşandıktan sonra geri dönüşü olmuyor. Geriye yalnızca bir cenaze aracının kapısına dayanıp “Kalksana” diye seslenen bir babanın cevapsız kalan sözleri kalıyor.

YORUMLAR