Eski Hazine Müsteşarı ve iktisatçı Mahfi Eğilmez, “Kendime Yazılar” adlı blogunda yayımladığı son değerlendirmesinde, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizin küresel ekonomi ve jeopolitik dengeler üzerindeki etkilerini analiz etti. Eğilmez, krizin yalnızca enerji piyasalarını değil, ülkelerin siyasi ve stratejik konumlarını da yeniden şekillendirdiğini belirterek, süreçten kazançlı ve kayıplı çıkan ülkeleri tek tek değerlendirdi.
“Mesele kimin daha güçlü olduğu değil”
Mahfi Eğilmez yazısında, Hürmüz Krizi’nin ardından tartışılması gereken asıl konunun askeri güçten çok hangi ülkelerin siyasi, ekonomik ve stratejik açıdan avantaj elde ettiği olduğunu ifade etti. Kriz sonrasında ortaya çıkan tablonun oldukça karmaşık bir denge oluşturduğunu vurgulayan Eğilmez, bazı ülkelerin ağır maliyetler öderken farklı alanlarda kazanımlar elde ettiğini dile getirdi.
İran: Ağır bedel ödedi ancak masadan kalkmadı
Eğilmez’e göre İran, askeri baskılar, yaptırımlar ve ekonomik kayıplar nedeniyle önemli zarar gördü. Buna rağmen Tahran yönetiminin uluslararası müzakere masasındaki yerini korumayı başardığını belirten Eğilmez, 19 Haziran’da imzalanması beklenen anlaşmanın hayata geçmesi halinde İran’ın petrol ihracatında rahatlama yaşayabileceğini kaydetti.
Taslak anlaşmalarda yaptırım muafiyetleri, petrol satışlarının yeniden başlaması ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması gibi başlıkların bulunduğunu ifade eden Eğilmez, bu nedenle İran’ın tamamen kaybeden taraf olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.

ABD için en büyük kayıp itibar oldu
Mahfi Eğilmez, kriz boyunca yaşanan gelişmelerin ABD’nin bölgedeki olayları istediği gibi yönlendiremediğini ortaya koyduğunu belirtti. Bunun Washington’un uluslararası caydırıcılığına ilişkin soru işaretlerini artırdığını ifade eden Eğilmez, yükselen enerji fiyatlarının enflasyonu tetiklemesinin de ABD yönetimi üzerindeki iç siyasi baskıyı artırdığına dikkat çekti.
Eğilmez’e göre ABD, askeri açıdan değil ancak uluslararası algı ve siyasi itibar bakımından krizin en fazla kayıp yaşayan aktörlerinden biri oldu.
İsrail hedeflerine tam ulaşamadı
İsrail’in İran’ın bölgesel etkisini sınırlandırmayı amaçladığını belirten Eğilmez, gelinen noktada İran’ın uluslararası müzakerelerin merkezinde kalmaya devam ettiğini söyledi.
Bu nedenle İsrail’in bazı askeri kazanımlar elde etmiş olsa da uzun vadeli siyasi hedeflerini gerçekleştiremediği değerlendirmesinde bulundu.
Rusya enerji fiyatlarından kazanç sağladı
Eğilmez, Rusya’nın kriz sürecinin ekonomik anlamda en avantajlı ülkesi olduğunu ifade etti. Yükselen petrol fiyatlarının Moskova’nın enerji gelirlerini artırdığını belirten Eğilmez, dünya gündeminin yeniden Orta Doğu’ya yönelmesinin de Rusya üzerindeki uluslararası baskıyı kısmen azalttığını kaydetti.
Ancak İran petrolünün yeniden piyasaya dönmesi halinde Rusya’nın elde ettiği ekonomik avantajın zamanla azalabileceğini de sözlerine ekledi.

Çin stratejik kazancını artırdı
Çin’in Hürmüz Boğazı’na bağımlı büyük ekonomiler arasında yer aldığını hatırlatan Eğilmez, Pekin yönetiminin krizden önemli dersler çıkardığını belirtti.
Enerji tedarik yollarının çeşitlendirilmesi, alternatif ticaret koridorlarının geliştirilmesi ve ABD merkezli güvenlik düzenine alternatif oluşturacak adımların hız kazandığını ifade eden Eğilmez, uzun vadede stratejik açıdan en fazla kazanç sağlayan ülkenin Çin olduğunu değerlendirdi.
Avrupa ekonomik baskıyı derinden hissetti
Avrupa ülkelerinin önce Rusya-Ukrayna Savaşı’nın enerji maliyetleriyle karşı karşıya kaldığını hatırlatan Eğilmez, Hürmüz Krizi’nin ardından yükselen petrol fiyatlarının da kıtadaki enflasyon ve üretim maliyetlerini yeniden artırdığını söyledi.
Başta Almanya olmak üzere Avrupa ekonomilerinin iki büyük enerji krizinden de olumsuz etkilendiğini belirten Eğilmez, taraf olmamalarına rağmen en ağır ekonomik yükü Avrupa’nın taşıdığını ifade etti.
Türkiye’nin jeopolitik önemi arttı
Türkiye’nin yükselen petrol fiyatlarından olumsuz etkilendiğini belirten Eğilmez, artan enerji maliyetlerinin enflasyon ve dış ticaret dengesi üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti.
Buna karşın Türkiye’nin enerji koridoru, lojistik merkez ve diplomatik aktör olarak öneminin krizle birlikte daha da arttığını ifade eden Eğilmez, jeopolitik değerinin bu süreçte daha görünür hale geldiğini söyledi.
Petrol fiyatları için üç senaryo
Mahfi Eğilmez, piyasaların büyük ölçüde ABD ile İran arasında beklenen anlaşmayı fiyatladığını belirterek Brent petrolün yaklaşık 79 dolar seviyelerinde işlem gördüğünü hatırlattı.
Eğilmez’e göre önümüzdeki süreçte üç temel senaryo öne çıkıyor:
- Anlaşmanın sorunsuz uygulanması halinde Hürmüz Boğazı’nın kademeli olarak normale dönmesiyle Brent petrolün 70-80 dolar bandında dengelenmesi bekleniyor.
- Anlaşmanın imzalanmasına rağmen uygulamada sorun yaşanması durumunda fiyatların 80-90 dolar aralığında kalabileceği öngörülüyor.
- Anlaşmanın tamamen başarısız olması halinde ise Hürmüz’deki risklerin yeniden artmasıyla petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine çıkabileceği değerlendiriliyor.
Rusya ekonomik, Çin stratejik kazanan
Mahfi Eğilmez değerlendirmesinin sonunda, Hürmüz Krizi’nin ardından ekonomik açıdan en büyük kazancı Rusya’nın elde ettiğini, stratejik açıdan ise en önemli avantajın Çin’e geçtiğini ifade etti.
İran’ın ağır baskılara rağmen müzakere masasındaki yerini koruduğunu belirten Eğilmez, Türkiye’nin ekonomik maliyetlerle karşılaşmasına rağmen jeopolitik önemini artırdığını vurguladı. Avrupa’nın artan enerji maliyetleri nedeniyle ekonomik açıdan, ABD’nin ise uluslararası algı ve siyasi itibar bakımından krizin en fazla kayıp yaşayan tarafları arasında yer aldığını kaydetti.
MAHFİ EĞİLMEZ’İN YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN…
Ömer Faruk KARATOSUN
